15 Ocak 2026 Perşembe

KORE ADASINDA İSTİKRAR: SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİNDE STATÜKO, KIRILMA NOKTALARI VE BÜYÜK GÜÇLERİN ROLÜ

 

GİRİŞ

Kore Yarımadası, tarih boyunca Asya'nın jeopolitik dengelerinde merkezi bir role sahip olmuş, özellikle 20. yüzyılda büyük güçlerin mücadele alanlarından biri hâline gelmiştir. Japonya’nın Kore üzerindeki 35 yıllık sömürge yönetiminin ardından, Kore halkının birleşik ve bağımsız bir devlet kurma umutları, Soğuk Savaş’ın iki kutuplu dünya düzeninin jeopolitik rekabeti tarafından engellenmiştir.  Soğuk Savaş döneminde, Kore'nin kuzey ve güney olarak ikiye bölünmesi, ideolojik ayrışma ve dış müdahalelerle daha da derinleşmiştir. Kore Savaşı (1950-1953) bu bölünmeyi kalıcılaştırmış ve Kore Yarımadasını uluslararası sistemin en hassas bölgelerinden biri hâline getirmiştir (Cumings, 1997).

Bu makale, II. Dünya Savaşı sonrası Kore Yarımadasında oluşan statükoyu ve bu statükoyu etkileyen dinamikleri kapsamlı bir şekilde ele almayı amaçlamaktadır. Çalışma, şu temel soruları yanıtlamayı hedeflemektedir:

·       Kore Yarımadasındaki statükoyu hangi tarihsel ve politik dinamikler oluşturmuştur?

·       Statükodan memnun olan ve olmayan aktörlerin rolleri ve stratejileri nelerdir?

·       Kore Yarımadasındaki istikrarı sarsan temel kırılma noktaları ve bu süreçte büyük güçlerin etkileri nelerdir?

BİRİNCİ BÖLÜM

II. DÜNYA SAVAŞI SONRASI KORE’DE STATÜKONUN KURULMASI

Kore Yarımadasındaki mevcut statüko, büyük ölçüde II. Dünya Savaşı sonrasında Müttefik Devletler arasında yapılan anlaşmalarla şekillenmiştir. Japonya’nın teslimiyeti sonrasında, Kore üzerindeki kontrol ABD ve Sovyetler Birliği arasında paylaşılmıştır. Bu paylaşım, yarımadada geçici bir düzen yaratmayı amaçlamış olsa da, kısa sürede kalıcı bir bölünmeye dönüşmüştür.

1.1. Japon Sömürge Döneminin Mirası

1910 yılında Japonya tarafından ilhak edilen Kore, 1945 yılına kadar sömürge yönetimi altında kalmıştır. Bu süreç, Kore’nin ekonomik, sosyal ve kültürel yapısında derin izler bırakmıştır. Japonya’nın II. Dünya Savaşı sırasında bölgedeki çıkarlarını artırmak için uyguladığı politikalar, Kore’nin kuzeyi ve güneyi arasındaki ekonomik ve toplumsal ayrışmanın temellerini oluşturmuştur. Japon yönetimi, Kore’nin doğal kaynaklarını ve insan gücünü kendi çıkarları doğrultusunda kullanırken, Kore halkının ulusal kimliğini zayıflatmaya yönelik baskıcı politikalar uygulamıştır (Eckert et al., 1991).

Japonya, Kore’de sanayi üretimini yalnızca kendi çıkarlarına hizmet edecek şekilde şekillendirmiştir. Özellikle kuzey bölgeleri, Japonya’nın ağır sanayi yatırımlarının merkezi hâline getirilmiş ve kömür, demir gibi doğal kaynaklar Japon ekonomisine entegre edilmiştir. Güney bölgelerinde ise tarımsal üretim öncelikli olmuştur. Bu ekonomik model, Kore’nin kuzeyi ve güneyi arasında bölgesel farklılıkların doğmasına yol açmıştır.

Japon Yönetiminin Ekonomik Politikaları

Japonya, Kore’de ekonomik üretimi iki temel eksen üzerinde organize etmiştir:

·       Sanayi Üretimi: Kore’nin kuzeyinde kömür ve demir cevheri gibi doğal kaynakların çıkarılmasına ve ağır sanayiye yönelik yatırımlar yapılmıştır. Bu durum, Kuzey Kore’nin sanayileşmiş bir altyapıya sahip olmasını sağlamıştır. Kuzey Kore, Japonya’nın ağır sanayi üretiminde stratejik bir bölge olarak kullanılmıştır. II. Dünya Savaşı sonrası Kuzey Kore’nin sosyalist sanayi modeline geçişini kolaylaştırmıştır.

·       Tarım ve Kırsal Baskılar: Güneydeki köylüler, yüksek vergiler ve toprak reformlarının eksikliği nedeniyle Japon yönetimi altında büyük bir ekonomik sömürüye maruz kalmıştır. Güney Kore, Japonya için tarımsal üretim merkezi hâline getirilmiş, köylüler yüksek vergiler ve borçlar nedeniyle yoksulluğa sürüklenmiştir (Cumings, 1997).

Sosyal ve Kültürel Baskılar

Japon yönetimi, Kore halkının ulusal kimliğini yok etmeyi amaçlayan asimilasyon politikaları izlemiştir.

·       Dil ve Eğitim Üzerindeki Baskılar: Korece yasaklanmış ve Japonca eğitim zorunlu hâle getirilmiştir (Kim, 2011).

·       Shinto Tapınakları: Japonya, Korelilere Shinto ibadetini dayatarak dini baskı uygulamıştır.

Direniş Hareketleri ve Bağımsızlık Mücadelesi

Kore halkı, Japonya’nın sömürge yönetimine karşı birçok direniş hareketi başlatmıştır.

·       1 Mart 1919 Bağımsızlık Hareketi: 1919’daki 1 Mart Hareketi, Japon yönetimine karşı en büyük kitlesel direnişlerden biri olmuştur. Şiddetle bastırılan bu hareket, Kore halkının bağımsızlık arzusunu canlı tutmuştur.Kore’nin bağımsızlık mücadelesinin dönüm noktalarından biri olan bu hareket, Japon yönetimi tarafından kanlı bir şekilde bastırılmıştır (Eckert et al., 1991).

·       Mançurya’da Koreli Direnişçiler: Japonya’nın 1931’de Mançurya’yı işgal etmesi, Koreli direnişçilerin Çin sınırında gerilla savaşına yönelmesine neden olmuştur (Armstrong, 2013).

1.2. Müttefiklerin Kore Üzerindeki Stratejileri

II. Dünya Savaşı sırasında Japonya’nın yenilgiye uğraması, Kore’nin geleceğini belirsiz bir duruma sokmuştur. Müttefik Devletler, Kore’nin bağımsızlığını destekleyen açıklamalar yapmış ancak bu sürecin nasıl işleyeceği konusunda fikir birliği sağlayamamıştır (Cumings, 1997). Japonya’nın 1945’te teslim olmasının ardından, Kore’nin geleceği Müttefik Devletler arasında tartışmalı bir konu hâline gelmiştir. Yalta ve Potsdam Konferanslarında alınan kararlar, Kore’nin kuzeyi ve güneyi arasında geçici bir bölünmeye yol açmıştır.

Yalta Konferansı (1945)

Yalta’da ABD, Sovyetler Birliği ve İngiltere arasında yapılan görüşmelerde Kore’nin bağımsız bir devlet olarak yeniden yapılandırılması kararlaştırılmıştır. Ancak, Kore’nin bağımsızlık sürecine kadar geçici bir vesayet yönetimi altında olması gerektiği belirtilmiştir (Hwang, 2010). ABD, Kore’nin demokratik bir yönetim altında bağımsız bir devlet olarak yeniden yapılandırılmasını savunmuştur. Sovyetler Birliği ise Kore’nin sosyalist bir yönetim modeline dayalı olarak yeniden inşa edilmesini istemiştir.

Potsdam Konferansı (1945)

Potsdam’da alınan karar doğrultusunda, Kore’nin kuzeyinin Sovyetler Birliği, güneyinin ise ABD tarafından geçici olarak işgal edilmesi kararlaştırılmıştır. 38. Paralel, bu bölünmenin sınırı olarak belirlenmiştir (Armstrong, 2013).

1.3. Kore’nin Kuzey ve Güney Olarak Bölünmesi

Kuzey Kore’nin Kurulması (1948)

Sovyetler Birliği’nin desteğiyle Pyongyang’da sosyalist bir rejim kurulmuş ve Kim Il-Sung liderliğe getirilmiştir. Kuzey Kore, sanayi temelli bir planlı ekonomi modeli benimsemiş ve bu süreçte Sovyetler ve Çin’den yoğun askerî ve ekonomik destek almıştır. (Westad, 2005).

Güney Kore’nin Kurulması (1948)

Aynı yıl, ABD’nin desteğiyle Seul merkezli bir hükümet kurulmuş ve Syngman Rhee başkan olarak seçilmiştir. Güney Kore, kapitalist bir ekonomik modeli benimseyerek ABD’den gelen mali yardımlarla hızlı bir kalkınma sürecine girmiştir (Oberdorfer, 2001).

Bölünmenin Sosyal ve Ekonomik Sonuçları

·       Ailelerin Ayrılması: Kore’nin kuzeyi ve güneyi arasında sınırın oluşturulması, milyonlarca aileyi birbirinden koparmış ve toplumsal travmalara neden olmuştur (Hwang, 2010).

·       Ekonomik Farklılıklar: Kuzey Kore, sosyalist bir sanayi ekonomisi geliştirirken, Güney Kore ihracata dayalı kapitalist bir model benimsemiştir. Bu farklılıklar, iki bölge arasındaki kalkınma düzeylerini belirgin şekilde farklılaştırmıştır. (Eckert et al., 1991).

İKİNCİ BÖLÜM

 KORE SAVAŞI VE İLK BÜYÜK KIRILMA (1950-1953)

Kore Savaşı, Soğuk Savaş’ın ilk büyük sıcak çatışması olarak hem Kore Yarımadasını hem de uluslararası sistemi derinden etkilemiştir. Savaş, kuzey ve güney arasındaki bölünmüşlüğü kalıcılaştırırken büyük güçlerin bölgedeki stratejik çıkarlarını daha belirgin hâle getirmiştir (Hastings, 1987). Bu bölümde, Kore Savaşı’nın nedenleri, savaşın gelişimi ve sonuçları detaylı bir şekilde ele alınmaktadır.

2.1. Kore Savaşı’nın Nedenleri

İdeolojik Ayrışmanın Derinleşmesi

1948 yılında Kuzey Kore ve Güney Kore’nin iki ayrı yönetim olarak kurulması, ideolojik ve siyasi ayrışmayı kalıcı hâle getirmiştir. Sovyetler Birliği ve Çin’in desteğiyle sosyalist bir rejim kuran Kuzey Kore, Kore’yi sosyalist bir model altında birleştirme hedefini benimsemiştir. Güney Kore ise ABD’nin desteğiyle kapitalist bir sistem inşa etmiş ve komünizme karşı bir savunma hattı hâline gelmiştir (Cumings, 1997). Her iki taraf da kendisini Kore Yarımadasının tek meşru temsilcisi olarak görmüştür.

Kim Il-Sung’un Birleşme Hedefi

Kuzey Kore lideri Kim Il-Sung, Kore’yi sosyalist bir rejim altında birleştirme amacını gerçekleştirmek için Sovyetler Birliği ve Çin’den askerî destek istemiştir. Sovyetler Birliği’nin sağladığı silah ve askerî ekipmanlarla Kuzey Kore, Güney Kore’ye saldırı planını uygulamaya koymuştur (Armstrong, 2013).

ABD’nin Çevreleme Politikası

ABD, Kore’yi komünizmin Asya’daki ilerleyişini durdurmak için kritik bir sınır hattı olarak görmüştür. Truman Doktrini çerçevesinde ABD, Güney Kore’yi hem askerî hem de ekonomik olarak destekleyerek Kuzey Kore’ye karşı bir savunma hattı oluşturmuştur (Gaddis, 1982).

2.2. Savaşın Seyri

Kore Savaşı, üç ana aşamada gelişmiştir: Kuzey Kore’nin saldırısı ve ilk ilerlemesi, BM güçlerinin karşı saldırısı ve Çin’in savaşa müdahalesi.

Kuzey Kore’nin Saldırısı (Haziran 1950)

25 Haziran 1950’de Kuzey Kore Halk Ordusu, 38. Paralel’i geçerek Güney Kore’ye saldırmıştır. Kuzey Kore birlikleri, Sovyetler Birliği’nden aldığı gelişmiş silahlar ve eğitim desteği sayesinde hızla ilerlemiş ve Seul’ü ele geçirmiştir (Hastings, 1987).

·       Güney Kore’nin Dirençsizliği: Güney Kore ordusu, yetersiz askerî donanım ve organizasyon sorunları nedeniyle Kuzey Kore karşısında etkili bir direnç gösterememiştir (Millett, 2000).

·       BM’nin Müdahalesi: ABD, Kuzey Kore’nin saldırısını uluslararası bir tehdit olarak nitelendirmiş ve BM Güvenlik Konseyi’nin onayıyla çok uluslu bir müdahale gücü oluşturulmasını sağlamıştır (Stueck, 1995).

BM Güçlerinin Karşı Saldırısı: Inchon Çıkarması (Eylül 1950)

ABD Genelkurmay Başkanı Douglas MacArthur liderliğindeki BM güçleri, Eylül 1950’de Inchon’da stratejik bir çıkarma gerçekleştirmiştir. Bu operasyon, savaşın seyrini değiştirmiş ve Kuzey Kore birliklerini geri çekilmeye zorlamıştır (Hwang, 2010).

·       Seul’ün Geri Alınması: BM güçleri, Kuzey Kore’nin ele geçirdiği Seul’ü geri almış ve savaşın dengeyi değiştiren bir aşamasına geçmiştir.

·       Kuzey Kore’nin Geri Çekilmesi: BM güçleri, Kuzey Kore birliklerini Yalu Nehri’ne kadar geri püskürtmüştür. Ancak bu ilerleme, Çin’i savaşa müdahil olmaya zorlamıştır (Armstrong, 2013).

Çin’in Müdahalesi (Kasım 1950)

BM güçlerinin Yalu Nehri’ne kadar ilerlemesi, Çin Halk Cumhuriyeti tarafından ulusal güvenlik tehdidi olarak algılanmıştır. Kasım 1950’de Çin, Kuzey Kore’ye destek sağlamak için 300.000 kişilik Gönüllü Halk Ordusu’nu göndermiştir (Westad, 2005).

·       Savaşın Uzaması: Çin’in müdahalesi, savaşın taraflar arasında dengeye oturmasına ve çatışmaların daha uzun süre devam etmesine yol açmıştır.

·       38. Paralel’de Çıkmaz: Savaş, 1951’den itibaren 38. Paralel çevresinde bir çıkmaza girmiş ve taraflar arasında kapsamlı bir çözüm sağlanamamıştır (Stueck, 2002).

2.3. Panmunjom Ateşkesi ve Yeni Statüko

1953 yılında imzalanan Panmunjom Ateşkes Anlaşması, Kore Savaşı’nı sona erdirmiş ancak kalıcı bir barış sağlayamamıştır. Ateşkes anlaşması, Kore Yarımadasındaki bölünmüşlüğü daha da pekiştiren bir düzen oluşturmuştur.

Ateşkesin bir parçası olarak, 38. Paralel boyunca 4 kilometre genişliğinde bir Askerden Arındırılmış Bölge (DMZ) oluşturulmuştur. Bu bölge, iki Kore arasındaki sınır hattı olarak kabul edilmiştir.

Ateşkesten sonra ABD, Güney Kore’de askerî üsler kurmuş ve bu üsler, Asya-Pasifik bölgesindeki caydırıcılık politikasının önemli bir unsuru hâline gelmiştir.

2.4. Kore Savaşı’nın Sonuçları

İnsanî ve Ekonomik Kayıplar

Kore Savaşı, yaklaşık 2,5 milyon kişinin hayatını kaybetmesine ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine yol açmıştır. Kuzey Kore, yoğun hava bombardımanları nedeniyle büyük bir yıkıma uğrarken Güney Kore, ABD yardımları sayesinde daha hızlı toparlanmıştır (Millett, 2000).

Soğuk Savaş Üzerindeki Etkileri

ABD ve Çin Arasındaki Rekabet: Kore Savaşı, ABD ile Çin arasında uzun vadeli bir stratejik rekabetin temelini atmıştır (Armstrong, 2013). BM’nin Kore Savaşı’ndaki müdahalesi, uluslararası barış ve güvenlik konusunda örgütün rolünü ortaya koymuştur. Ancak bu durum, BM’nin tarafsızlık ilkesini sorgulayan eleştiriler almasına da neden olmuştur (Stueck, 1995).

Büyük güçlerin savaşa doğrudan müdahil olması, Kore Yarımadasının Soğuk Savaş döneminde küresel stratejik önemini artırmıştır. Kore Savaşı, Kore Yarımadasındaki statükoyu kalıcılaştırırken Soğuk Savaş’ın küresel dinamiklerini de belirginleştirmiştir. Savaş, Kore’nin kuzey ve güney olarak kesin bir şekilde ayrılmasına neden olmuş ve iki taraf arasındaki ideolojik mücadelenin temelini atmıştır. Kore Yarımadası, Soğuk Savaş’ın en sıcak çatışma noktalarından biri olarak bölgesel ve uluslararası politikalarda belirleyici bir rol oynamıştır. 

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİNDE KORE ADASINDA MEMNUN VE MEMNUN OLMAYAN AKTÖRLER

Kore Savaşı sonrası Kore Yarımadasında kurulan statüko, yalnızca bölgesel değil, aynı zamanda uluslararası sistemin dengeleri açısından da kritik bir öneme sahipti. Ancak bu statüko, Soğuk Savaş boyunca ne tam anlamıyla istikrar sağlayabilmiş ne de iki Kore’nin birleşme hedeflerine olanak tanımıştır. Kore Yarımadasında II. Dünya Savaşı sonrası oluşan statüko, bazı aktörler için stratejik avantajlar sağlarken, diğerleri için tatmin edici olmamıştır. Kore’nin ikiye bölünmesiyle ideolojik, askerî ve ekonomik ayrışmalar derinleşmiş, statükodan memnun olan ve olmayan taraflar arasındaki mücadele, Soğuk Savaş boyunca bölgedeki dinamikleri şekillendirmiştir. Bu bölümde, Kore Yarımadasındaki mevcut düzenden memnun olan ve olmayan aktörlerin rollerine odaklanılmaktadır.

3.1. Statükodan Memnun Aktörler

ABD: Statükonun Savunucusu

ABD, Kore Savaşı sonrası Kore Yarımadasındaki statükonun en büyük savunucusu olmuştur. ABD’nin Asya-Pasifik bölgesindeki çıkarlarını koruması, Güney Kore ile kurduğu askerî ve ekonomik ittifakla mümkün olmuştur. ABD, Kore Savaşı sonrasında Kore Yarımadasında kurulan statükoyu, Soğuk Savaş’ın Asya-Pasifik bölgesindeki savunma hattının bir parçası olarak görmüştür. ABD, Güney Kore ile geliştirdiği askerî ve ekonomik ittifak sayesinde hem bölgedeki çıkarlarını korumuş hem de komünizmin yayılmasını önlemiştir (Gaddis, 1982).

·       Çevreleme Politikası: ABD, Truman Doktrini doğrultusunda, Kore’yi Sovyetler Birliği ve Çin’in etkisinden uzak tutmak için stratejik bir öneme sahip bölge olarak değerlendirmiştir (Armstrong, 2013). ABD, Soğuk Savaş boyunca Kore Yarımadasını komünizmin yayılmasını önlemek için bir sınır hattı olarak görmüştür. Güney Kore’nin kapitalist bir model altında kalkınması, ABD’nin çevreleme politikasının başarısını simgeleyen bir örnek olmuştur.

·       Askerî Caydırıcılık: ABD, Güney Kore’ye düzenli olarak askerî yardım sağlamış ve Kore’deki üsleri aracılığıyla bölgesel güvenliği kontrol etmiştir. Kore-ABD Karşılıklı Savunma Anlaşması (1953) ile ABD, Güney Kore’de kalıcı askerî üsler kurarak Asya-Pasifik’teki caydırıcılık politikasını güçlendirmiştir (Pollack, 2017).

·       Ekonomik Destek: ABD’nin Marshall Planı benzeri yardımları, Güney Kore’nin savaş sonrası toparlanmasını hızlandırmış ve ülkenin ekonomik kalkınmasını desteklemiştir (Cumings, 1997).

Güney Kore: Kalkınma ve Güvenlik Garantisi

Güney Kore, Kore Savaşı sonrası ABD’nin sağladığı güvenlik ve ekonomik destekten faydalanarak statükodan en çok yararlanan aktörlerden biri olmuştur.

·       Ekonomik Kalkınma: 1960’lardan itibaren Güney Kore, ihracata dayalı büyüme modeli sayesinde Asya’nın önde gelen ekonomilerinden biri hâline gelmiştir (Cha, 2012).

·       Uluslararası Meşruiyet: Güney Kore, 1991’de Birleşmiş Milletler’e üye olarak uluslararası toplumdaki statüsünü güçlendirmiştir (Oberdorfer, 2001).

·       ABD ile Askerî İş Birliği: Güney Kore, ABD’nin askerî desteği sayesinde Kuzey Kore’ye karşı güvenliğini sağlamış ve bölgesel güvenlik mimarisinde önemli bir yer edinmiştir (Pollack, 2017).

Japonya: Dolaylı Fayda Sağlayan Aktör

Japonya, Kore Savaşı sonrası ABD’nin Güney Kore üzerindeki askerî ve siyasi etkisinden dolaylı olarak fayda sağlamıştır.

·       Ekonomik İş Birliği: Güney Kore ile Japonya arasındaki ticaret, iki ülkenin ekonomik büyümesine katkı sağlamıştır (Cumings, 1997).

·       Bölgesel Güvenlik Dengesi: ABD’nin Kore Yarımadasındaki varlığı, Japonya’nın güvenlik kaygılarını azaltmış ve bölgedeki askerî güç dengesini desteklemiştir (Cha, 2012).

3.2. Statükodan Memnun Olmayan Aktörler

Kuzey Kore: Statükoya Sürekli Meydan Okuma

Kuzey Kore, Kore Yarımadasındaki mevcut düzenin en büyük kaybedeni olarak görülmüştür. Kore’nin sosyalist bir rejim altında birleşmesini hedefleyen Pyongyang yönetimi, savaş sonrası statükoyu kabul etmemiştir. Kuzey Kore, Kore’nin sosyalist bir rejim altında birleşmesini hedeflemiş ancak Kore Savaşı sonrası oluşan statüko bu hedefi imkânsız kılmıştır. Kuzey Kore, bu statükoyu reddederek agresif bir dış politika benimsemiştir (Armstrong, 2013).

·       Birleşme Hedefinin Sona Ermesi: Kuzey Kore, Kore’nin kuzey ve güney olarak ayrılmasını kabul etmemiş ve statükoya sürekli meydan okumuştur (Cumings, 1997).

·       Güvenlik Kaygıları: ABD’nin Güney Kore’deki askerî varlığı, Kuzey Kore için sürekli bir tehdit unsuru olmuştur. Bu durum, Pyongyang yönetimini nükleer silahlanmaya yöneltmiştir (Pollack, 2017).

Çin: Dengeli Ama Çıkar Odaklı Politikalar

Çin, Kore Savaşı sırasında Kuzey Kore’yi desteklemiş ancak 1970’lerden itibaren ABD ile ilişkilerini normalleştirerek Kuzey Kore üzerindeki etkisini sınırlandırmıştır.

·       ABD ile Normalleşme: 1972 yılında ABD Başkanı Nixon’un Çin’i ziyareti, Çin’in Kore Yarımadasındaki politikalarını yeniden şekillendirmiştir (Westad, 2005).

·       Ekonomik İş Birliği: Çin, 1990’lardan itibaren Güney Kore ile ekonomik bağlarını güçlendirmiş ve bu durum Kuzey Kore ile olan ilişkilerini etkilemiştir (Cha, 2012).

Sovyetler Birliği: Statükonun Sınırlandırdığı Aktör

Sovyetler Birliği, Kore Savaşı sırasında Kuzey Kore’yi desteklemiş ancak Çin ile yaşanan ideolojik ayrışma ve ekonomik sorunlar, Sovyetler Birliği’nin Kore üzerindeki etkisini zayıflatmıştır.

·       Çin-Sovyet Ayrışması: Çin ve Sovyetler Birliği arasındaki ideolojik farklılıklar, Kuzey Kore’ye verilen desteğin sürekliliğini olumsuz etkilemiştir (Armstrong, 2013).

·       Ekonomik Desteğin Azalması: 1980’lerde Sovyetler Birliği’nin yaşadığı ekonomik sıkıntılar, Kuzey Kore’ye sağlanan yardımların azalmasına neden olmuştur (Hastings, 1987).

3.3. Statükonun İstikrar Üzerindeki Etkisi

Kore Yarımadasındaki statüko, Soğuk Savaş boyunca ideolojik ve askerî çatışmalar nedeniyle sürekli bir tehdit altında kalmıştır.

Bölgesel Etkiler

·       Ekonomik Kalkınma ve Ayrışma: Güney Kore, ekonomik kalkınması sayesinde uluslararası sistemde güçlü bir yer edinirken Kuzey Kore, ekonomik olarak daha da izole hâle gelmiştir (Cumings, 1997).

·       Nükleer Tehdit: Kuzey Kore’nin nükleer programı, Kore Yarımadasındaki statükoyu ve bölgesel güvenliği tehdit eden en önemli unsurlardan biri olmuştur (Pollack, 2017).

Küresel Etkiler

·       ABD ve Çin Rekabeti: Kore Yarımadası, Soğuk Savaş boyunca ABD ve Çin arasında bir güç mücadelesi sahası olmuştur (Westad, 2005).

·       Sosyalist Blokun Ayrışması: Çin ve Sovyetler Birliği arasındaki ayrışma, Kuzey Kore’nin uluslararası arenada daha yalnız bir konuma sürüklenmesine neden olmuştur (Armstrong, 2013).

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

KORE YARIMADASINDAKİ İSTİKRARI SARSAN KIRILMA NOKTALARI

Kore Yarımadasındaki statüko, Soğuk Savaş boyunca kırılgan bir yapıya sahip olmuştur. Bölgedeki istikrarsızlık, yerel dinamiklerin yanı sıra uluslararası sistemdeki büyük güçlerin çıkar çatışmaları ve Kore Yarımadasının jeopolitik önemi nedeniyle sürekli olarak tehdit edilmiştir. Kore Savaşı, Çin-Sovyet ayrışması, nükleer silahlanma ve ABD’nin sertleşen politikaları gibi kırılma noktaları, yarımadadaki istikrarı daha da kırılgan hâle getirmiştir. Bu bölümde, Kore Yarımadasındaki istikrarı tehdit eden başlıca kırılma noktaları detaylı bir şekilde ele alınmaktadır.

4.1. Kore Savaşı: Kalıcı Bölünmenin Başlangıcı (1950-1953)

Kore Savaşı, Kore Yarımadasındaki bölünmeyi pekiştiren ilk ve en önemli kırılma noktası olmuştur. Kuzey Kore’nin birleşme amacıyla başlattığı savaş, ABD, Sovyetler Birliği ve Çin gibi güçlerin müdahalesiyle küresel bir çatışmaya dönüşmüştür (Hastings, 1987). Kore Savaşı sonrasında iki Kore arasındaki ayrışma, yalnızca fiziksel değil, ideolojik ve ekonomik açıdan da derinleşmiştir.

·       38. Paralelin Kalıcılaşması: Savaş öncesinde geçici bir çözüm olarak görülen 38. Paralel, savaş sonrasında kalıcı bir sınır hâline gelmiştir (Cumings, 1997).

·       Büyük Güçlerin Rekabeti: Kore Savaşı, ABD ile Çin ve Sovyetler Birliği arasında doğrudan bir çatışmanın yaşandığı ilk olay olarak Soğuk Savaş dinamiklerini şekillendirmiştir (Armstrong, 2013).

4.2. Çin-Sovyet Ayrışması ve Kuzey Kore’nin Yalnızlaşması (1960’lar)

1960’larda Çin ve Sovyetler Birliği arasında yaşanan ideolojik ayrışma, sosyalist blokun birliğini zayıflatmış ve Kuzey Kore’nin dış politika stratejilerini derinden etkilemiştir.

Juche İdeolojisinin Gelişimi

Kuzey Kore lideri Kim Il-Sung, Çin ve Sovyetler Birliği arasındaki ayrışmayı kendi lehine kullanarak Kuzey Kore’nin bağımsızlığını vurgulayan Juche ideolojisini geliştirmiştir. Bu ideoloji, Kuzey Kore’nin dış yardımlara bağımlılığını azaltmayı ve tam bağımsızlığı hedeflemiştir (Cumings, 1997).

Desteklerin Azalması

Çin-Sovyet ayrışması, Kuzey Kore’ye sağlanan ekonomik ve askerî yardımları önemli ölçüde sınırlandırmıştır. Sovyetler Birliği’nin Çin ile olan çatışmaları, Pyongyang’ın Moskova üzerindeki etkisini azaltmıştır (Armstrong, 2013).

4.3. Detant Dönemi ve ABD-Çin Yakınlaşması (1970’ler)

1970’lerde Soğuk Savaş’ın Detant dönemi, Kore Yarımadasındaki istikrarı sağlayamamış, aksine Kuzey Kore’nin yalnızlığını daha da artırmıştır. Bu dönemde ABD ve Çin arasında gerçekleşen diplomatik yakınlaşma, Pyongyang’ın Çin üzerindeki etkisini zayıflatmıştır (Westad, 2005).

·       ABD ve Çin İlişkilerinin Normalleşmesi: ABD Başkanı Richard Nixon’un 1972 yılında Çin’i ziyaret etmesi, uluslararası sistemde büyük bir değişim yaratmıştır. Bu gelişme, Çin’in Kuzey Kore’ye verdiği desteği sınırlamıştır (Armstrong, 2013).

·       Kuzey Kore’nin İzolasyonu: ABD ve Çin arasındaki bu yakınlaşma, Kuzey Kore’nin yalnızlığını artırmış ve daha bağımsız bir dış politika izleme stratejisini zorunlu kılmıştır (Cumings, 1997).

4.4. Hindistan’ın Nükleer Denemesi ve Bölgesel Güvenlik (1974)

1974 yılında Hindistan’ın gerçekleştirdiği nükleer silah denemesi, Asya’daki güvenlik dengelerini kökten değiştirmiştir. Bu gelişme, Kuzey Kore’nin nükleer silahlanma sürecini hızlandırmasında önemli bir rol oynamıştır (Pollack, 2017). Hindistan’ın nükleer denemesi, Kuzey Kore için nükleer silahlanmanın ulusal güvenlik açısından önemini artırmıştır. Pyongyang yönetimi, bu süreçte Sovyetler Birliği’nden teknik destek alarak nükleer programını geliştirmeye başlamıştır. Kuzey Kore, nükleer silahlanmayı dış müdahalelere karşı caydırıcı bir güç olarak görmüştür.

·       Nükleer Silahlanma Yarışı: Hindistan’ın denemesi, Kuzey Kore’nin ulusal güvenliğini güçlendirme gerekçesiyle nükleer silah programını geliştirmesini teşvik etmiştir (Cha, 2012).

·       Bölgesel Güvenlik Tehditleri: Nükleer silahların yaygınlaşması, Asya-Pasifik bölgesindeki güvenlik dengelerini daha kırılgan hâle getirmiştir (Armstrong, 2013).

4.5. Reagan Dönemi ve ABD’nin Sertleşen Politikaları (1980’ler)

ABD Başkanı Ronald Reagan’ın “Barışı Güçle Sağlama” politikası, Kore Yarımadasındaki gerginliği artıran bir diğer önemli kırılma noktası olmuştur. Reagan yönetimi, Asya’da komünizme karşı sert bir duruş sergileyerek Güney Kore’ye olan askerî desteği artırmış ve Kuzey Kore’ye karşı daha sert bir tutum sergilemiştir (Pollack, 2017).

·       Askerî Tatbikatlar: ABD ve Güney Kore arasında düzenlenen yıllık askerî tatbikatlar, Kuzey Kore tarafından tehdit olarak algılanmıştır (Cumings, 1997).

·       Savunma Sistemlerinin Modernizasyonu: Güney Kore’ye sağlanan gelişmiş savunma sistemleri, Kuzey Kore’nin askeri alandaki dezavantajını artırmıştır (Hwang, 2010).

4.6. Kırılma Noktalarının Genel Değerlendirmesi

Bölgesel Etkiler

·       Nükleer Silahlanma: Kuzey Kore’nin nükleer programı, Kore Yarımadasındaki istikrarı tehdit eden en önemli unsurlardan biri olmuştur (Pollack, 2017).

·       Ekonomik Ayrışma: Güney Kore’nin hızlı ekonomik kalkınması, Kuzey Kore ile arasındaki uçurumu derinleştirmiştir (Cha, 2012).

Küresel Etkiler

·       Büyük Güçlerin Çıkar Çatışmaları: Kore Yarımadası, ABD, Çin ve Sovyetler Birliği arasındaki çıkar çatışmalarının kesişim noktası olarak kalmıştır (Westad, 2005).

·       Sosyalist Blokun Zayıflaması: Çin-Sovyet ayrışması, sosyalist blokun birliğini zayıflatmış ve Kuzey Kore’nin yalnızlaşmasına neden olmuştur (Armstrong, 2013).

BEŞİNCİ BÖLÜM

ULUSLARARASI SİSTEME ENTEGRASYON VE İTTİFAKLARIN ROLÜ

Kore Yarımadasındaki istikrarın korunması veya sarsılmasında uluslararası sistemdeki büyük güçlerin ittifak ilişkileri ve bu ilişkilerin uluslararası sisteme entegrasyon üzerindeki etkileri önemli bir rol oynamıştır. Bu ilişkiler iki Kore üzerinde önemli bir rol oynamıştır. Güney Kore, Batı blokuyla iş birliği yaparak uluslararası sisteme entegre olurken, Kuzey Kore izolasyonist bir politikayı tercih etmiş ve Juche ideolojisi etrafında bağımsızlığını vurgulamıştır. Soğuk Savaş boyunca ABD, Güney Kore’nin yanında yer alırken; Sovyetler Birliği ve Çin, Kuzey Kore’ye destek sağlamıştır. Ancak bu destek, özellikle 1970’lerden itibaren değişen uluslararası ilişkiler ve büyük güçlerin çıkar dengeleri doğrultusunda farklılık göstermiştir. Bu bölümde, iki Kore’nin uluslararası sisteme entegrasyon süreçleri ve bu süreçte ittifakların oynadığı roller analiz edilmektedir.

5.1. Güney Kore’nin Uluslararası Sisteme Entegrasyonu

ABD ile Stratejik İttifak

ABD, Kore Savaşı sonrası Güney Kore ile yakın bir stratejik ittifak kurmuş ve bu ittifak, Güney Kore’nin güvenliğini sağlamakla kalmamış, aynı zamanda uluslararası sistemdeki yerini pekiştirmiştir.

·       Kore-ABD Karşılıklı Savunma Anlaşması (1953): Anlaşma, Güney Kore’ye ABD’nin askerî desteğini garanti altına almış ve bölgedeki güvenlik dengesinin korunmasını sağlamıştır (Pollack, 2017). ABD, Güney Kore’de kalıcı askerî üsler kurmuş ve bu üsler sayesinde Kore Yarımadasındaki askeri dengeleri kontrol altına almıştır. Düzenli olarak yapılan ortak askerî tatbikatlar, Güney Kore’nin savunma kapasitesini artırmıştır.

·       Ekonomik Destek: ABD’nin Güney Kore’ye sağladığı mali ve teknolojik yardımlar, ülkenin ekonomik kalkınmasını hızlandırmıştır (Cumings, 1997). ABD’nin Güney Kore’ye sağladığı mali yardımlar ve teknik destek, ülkenin savaş sonrası yeniden inşasını hızlandırmış ve ekonomisini güçlendirmiştir. Güney Kore, bu süreçte ABD’den gelen doğrudan yatırımlar ve ticaret ilişkileri sayesinde Asya’nın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri olmuştur.

Uluslararası Meşruiyet

Güney Kore’nin ekonomik kalkınması ve demokratikleşme süreci, uluslararası toplumdaki meşruiyetini artırmıştır. Güney Kore, Soğuk Savaş boyunca uluslararası sistemde meşruiyet kazanmış ve 1991 yılında Birleşmiş Milletler üyeliğiyle uluslararası toplumda tanınan bir aktör hâline gelmiştir (Oberdorfer, 2001).

·       OECD Üyeliği (1996): Güney Kore, ekonomik başarısını uluslararası arenada kabul ettirmiş ve OECD üyeliği ile gelişmiş ekonomiler arasında yerini almıştır (Cha, 2012).

·       Bölgesel İş Birliği: Güney Kore, Japonya ve ABD ile yakın ticari ve siyasi ilişkiler kurarak Asya-Pasifik bölgesindeki etkinliğini artırmıştır.

5.2. Kuzey Kore’nin İzolasyonu ve Juche İdeolojisi

Juche İdeolojisi: Bağımsızlık ve Kendine Yeterlilik

Kim Il-Sung tarafından geliştirilen Juche ideolojisi, Kuzey Kore’nin dış yardımlara bağımlılığını azaltmayı ve ulusal bağımsızlığını güçlendirmeyi hedeflemiştir. Ancak bu ideoloji, Kuzey Kore’nin uluslararası sistemden izole olmasına neden olmuştur (Armstrong, 2013).

·       Ekonomik İzolasyon: Juche ideolojisi doğrultusunda dış ticarete ve yardımlara sınır koyan Kuzey Kore, 1990’larda Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle birlikte ekonomik olarak daha da izole hâle gelmiştir. Bu durum Kuzey Kore’nin ekonomik zayıflığını derinleştirmiştir (Cumings, 1997).

·       Nükleer Silahlanma: Juche ideolojisi, Kuzey Kore’nin nükleer programını, ulusal güvenliği sağlama ve dış müdahalelere karşı caydırıcı bir araç olarak meşrulaştırmıştır (Pollack, 2017).

Sosyalist Blok ile İlişkiler

Kuzey Kore, Sovyetler Birliği ve Çin gibi sosyalist müttefiklerinden önemli destekler almış ancak 1960’lardan itibaren bu destekler ideolojik ayrışmalar nedeniyle zayıflamıştır. 1970’lerde Çin’in ABD ile yakınlaşması, Kuzey Kore’nin Pekin yönetimiyle ilişkilerinde gerilim yaratmıştır. Çin’in Güney Kore ile ekonomik ilişkilerini geliştirmesi, bu gerginliği daha da artırmıştır.

·       Çin-Sovyet Ayrışmasının Etkileri: Çin ve Sovyetler Birliği arasındaki ayrışma, Kuzey Kore’nin iki güç arasında denge politikası izlemesine neden olmuştur (Westad, 2005).

·       Sovyetler Birliği’nin Çöküşü (1991): Sovyetler Birliği’nin dağılması, Kuzey Kore’nin dış yardımlarını kaybetmesine ve ekonomik krizle karşı karşıya kalmasına yol açmıştır (Armstrong, 2013).

5.3. Nükleer Silahlanma ve Bölgesel Güvenlik

Kuzey Kore’nin Nükleer Programı

Kuzey Kore, 1970’lerden itibaren nükleer silahlanma programını ulusal güvenliğinin temel bir unsuru olarak görmüştür. Bu program, uluslararası toplum tarafından sert bir şekilde eleştirilmiş ve Kuzey Kore’yi daha fazla izole etmiştir. Kuzey Kore, 1970’lerden itibaren nükleer programını geliştirmeye başlamış ve gerçekleştirdiği nükleer denemelerle uluslararası toplumda büyük tepki toplamıştır (Pollack, 2017).

·       Teknik Destek: Sovyetler Birliği’nin sağladığı teknik bilgi ve altyapı, Kuzey Kore’nin nükleer programını geliştirmesinde kritik bir rol oynamıştır (Cumings, 1997).

·       Uluslararası Tepkiler: Kuzey Kore’nin nükleer silahlanma çabaları, ABD ve Güney Kore’nin askerî iş birliğini artırmasına neden olmuştur (Cha, 2012).

Büyük Güçlerin Nükleer Silahlanmaya Yaklaşımları

·       Çin’in Politikası: Çin, Kuzey Kore’ye ekonomik yardım sağlamaya devam etmiştir ancak nükleer silahlanmaya karşı eleştirilerini sürdürmüştür. Çin, Kuzey Kore’nin çöküşünün bölgesel istikrara zarar vereceğini düşünerek Pyongyang’a yönelik yardımlarını tamamen kesmemiştir. Pyongyang yönetimine ekonomik yardımlarını sürdürmüş ve rejimin çökmesini engellemeye çalışmıştır (Armstrong, 2013).

·       ABD’nin Tepkileri: ABD, Kuzey Kore’nin nükleer silahlanmasını Asya-Pasifik bölgesindeki güvenlik dengelerine yönelik büyük bir tehdit olarak görmüş ve Güney Kore ile askerî iş birliğini güçlendirmiştir (Pollack, 2017).

5.4. İttifakların Bölgesel İstikrar Üzerindeki Etkisi

ABD-Güney Kore-Japonya İttifakı

ABD, Güney Kore ve Japonya arasındaki ittifak, bölgedeki güvenlik ve ekonomik istikrarın korunmasında önemli bir rol oynamıştır.

·       Askerî İş Birliği: ABD’nin Güney Kore ve Japonya ile düzenli olarak gerçekleştirdiği askerî tatbikatlar, Kuzey Kore tarafından sürekli bir tehdit olarak algılanmıştır (Cumings, 1997).

·       Ekonomik Kalkınma: Güney Kore, ABD’nin desteğiyle ekonomik ve askerî gücünü artırmış ve uluslararası alanda daha güçlü bir pozisyona ulaşmıştır. ABD’nin sağladığı ekonomik destek ve ticaret ilişkileri, Güney Kore ve Japonya’nın ekonomik kalkınmasını hızlandırmıştır (Cha, 2012).

Çin ve Kuzey Kore İttifakı

Çin, Kuzey Kore ile tarihsel bağlarını sürdürmekle birlikte, ekonomik ve askerî yardımları sınırlandırmıştır. Ancak Çin, Kuzey Kore’nin çökmesinin kendi sınır güvenliğini tehdit edeceği endişesiyle Pyongyang’a yönelik desteğini tamamen kesmemiştir (Armstrong, 2013).

5.5. Bölgesel ve Küresel Etkiler

Bölgesel Güvenlik Riskleri

Kuzey Kore’nin nükleer programı ve askerî politikaları, Asya-Pasifik bölgesinde gerilimi artırmış ve Japonya, Güney Kore ve ABD arasında daha güçlü bir iş birliğine yol açmıştır (Pollack, 2017).

Küresel Dengeler

Kore Yarımadasındaki istikrar, büyük güçlerin çıkar çatışmalarını ve ittifak ilişkilerini şekillendiren bir faktör olmaya devam etmiştir. Özellikle ABD ve Çin arasındaki rekabet, bölgenin uluslararası sistemdeki önemini artırmıştır (Westad, 2005).

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Kore Yarımadasında Statükonun Dinamikleri

Kore Yarımadası, II. Dünya Savaşı’ndan günümüze kadar uluslararası sistemin en hassas bölgelerinden biri olmuştur. 1945’te Japonya’nın teslimiyetinin ardından bölge, ABD ve Sovyetler Birliği liderliğindeki iki kutuplu dünya düzeninin ideolojik ve siyasi rekabetinin merkezi hâline gelmiştir. Soğuk Savaş döneminde kurulan kırılgan statüko, Kore Savaşı ve nükleer silahlanma gibi önemli kırılma noktalarıyla sarsılmış ve büyük güçlerin rekabetiyle şekillenmiştir.

Kore’nin kuzey ve güney olarak ikiye bölünmesi, ABD ve Sovyetler Birliği’nin çıkar çatışmalarının bir sonucu olmuştur. Kore Savaşı, bu bölünmeyi kalıcı hâle getirirken 38. Paralel boyunca bir statüko oluşturmuştur (Cumings, 1997).

Soğuk Savaş boyunca Kore Yarımadasındaki statüko, Kuzey Kore’nin nükleer silahlanma çabaları, Güney Kore’nin ekonomik kalkınması ve büyük güçlerin bölgedeki müdahaleleri nedeniyle sürekli bir tehdit altında kalmıştır (Pollack, 2017).

Kırılma Noktalarının İstikrara Etkisi

Kore Savaşı, Kore Yarımadasındaki bölünmeyi pekiştirmiş ve iki taraf arasındaki çatışmayı süreklilik hâline getirmiştir. Savaş sırasında büyük güçlerin doğrudan müdahaleleri, Kore Yarımadasının küresel bir çatışma alanı hâline gelmesine yol açmıştır (Hastings, 1987).

Nükleer Silahlanma

Kuzey Kore’nin nükleer programı, Kore Yarımadasındaki istikrarı tehdit eden en önemli unsurlardan biri olmuştur. Nükleer silahlanma yarışı, bölgesel ve küresel güvenlik dinamiklerini daha kırılgan hâle getirmiştir (Pollack, 2017).

Büyük Güçlerin Rolleri

ABD, Kore Savaşı’ndan itibaren Güney Kore’yi Soğuk Savaş stratejisinde bir kale olarak görmüştür. Kore Yarımadasındaki askerî varlığı, ABD’nin Asya-Pasifik bölgesindeki çıkarlarını koruma amacına hizmet etmiştir. ABD’nin desteği, Güney Kore’nin ekonomik kalkınmasını hızlandırmış ve uluslararası sisteme entegrasyonunu sağlamıştır (Cha, 2012).

Çin ve Sovyetler Birliği’nin Kuzey Kore’ye Etkisi

Çin ve Sovyetler Birliği, Kore Savaşı sırasında Kuzey Kore’ye geniş çaplı destek sağlamış ancak sosyalist blok içindeki ayrışmalar, Kuzey Kore’nin bu desteklere erişimini sınırlamıştır. Bu durum, Kuzey Kore’nin daha izole ve bağımsız bir dış politika izlemesine neden olmuştur (Armstrong, 2013).

Kore Yarımadasından Çıkarılacak Dersler

·       Büyük Güçlerin Çatışmaları: Kore Yarımadası, büyük güçlerin çıkar çatışmalarının bölgesel istikrara olan olumsuz etkilerini göstermektedir (Westad, 2005).

·       Nükleer Silahlanmanın Riskleri: Kuzey Kore’nin nükleer programı, bölgesel güvenlik üzerindeki tehditleri artırmış ve uluslararası toplumun nükleer silahsızlanma çabalarının önemini ortaya koymuştur (Pollack, 2017).

·       Ekonomik ve İdeolojik Ayrışma: Kore’nin kuzey ve güney olarak ayrılması, ideolojik çatışmaların ekonomik ve toplumsal maliyetlerini açıkça gözler önüne sermiştir (Cumings, 1997).

Barış ve İstikrar İçin Öneriler

·       Diplomatik Çözümler: İki Kore arasındaki barış müzakereleri, uluslararası toplumun aktif katılımıyla desteklenmelidir. Kore Yarımadasında kalıcı barışın sağlanması, uluslararası toplumun aktif çabalarını gerektirmektedir. Kuzey ve Güney Kore arasındaki ekonomik ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi, uzun vadede bölgedeki gerilimi azaltabilir.

·       Nükleer Silahsızlanma: Kuzey Kore’nin nükleer programının sınırlandırılması, uluslararası toplumun ortak bir çabasıyla gerçekleştirilebilir.

·       Ekonomik İş Birliği: Kuzey ve Güney Kore arasında ekonomik bağların güçlendirilmesi, bölgesel istikrarın sağlanmasında önemli bir adım olacaktır (Cha, 2012). Çin, Japonya ve Güney Kore arasında geliştirilecek bölgesel iş birliği, yarımadadaki istikrarı artırabilir.

KAYNAKÇA

  • Armstrong, C. K. (2013). Tyranny of the Weak: North Korea and the World, 1950–1992. Ithaca: Cornell University Press.
  • Cha, V. (2012). The Impossible State: North Korea, Past and Future. New York: HarperCollins Publishers.
  • Cumings, B. (1997). Korea’s Place in the Sun: A Modern History. New York: W.W. Norton & Company.
  • Gaddis, J. L. (1982). Strategies of Containment: A Critical Appraisal of Postwar American National Security Policy. New York: Oxford University Press.
  • Hastings, M. (1987). The Korean War. New York: Simon & Schuster.
  • Oberdorfer, D. (2001). The Two Koreas: A Contemporary History. New York: Basic Books.
  • Pollack, J. D. (2017). No Exit: North Korea, Nuclear Weapons, and International Security. London: Routledge.
  • Stueck, W. (1995). The Korean War: An International History. Princeton: Princeton University Press.
  • Westad, O. A. (2005). The Global Cold War: Third World Interventions and the Making of Our Times. Cambridge: Cambridge University Press.
  • Hwang, K. (2010). Korean History in Maps. Cambridge: Cambridge University Press.

 

 

 

 

Hiç yorum yok: