Çin’in
Afrika’daki Kalkınma Stratejisi
Giriş
Çin
Halk Cumhuriyeti’nin Afrika kıtasına yönelik geliştirdiği kalkınma
stratejileri, son yirmi yılda küresel siyaset ve ekonomi açısından dikkatle
izlenen çok yönlü bir dönüşüm süreci olarak değerlendirilmektedir. Bu
stratejiler yalnızca ekonomik iş birliklerini değil, aynı zamanda altyapı
yatırımları, kültürel etkileşimler, askeri-siyasi ilişkiler ve jeopolitik güç
dengeleri açısından da çok katmanlı bir yapı sunmaktadır (Bräutigam, 2011;
Alden, 2007).
Afrika
ülkeleri, özellikle altyapı eksikliği ve kalkınma ihtiyaçları nedeniyle dış
yatırımcılar için stratejik fırsatlar sunmaktadır. Çin, 2000’li yıllardan
itibaren Afrika’daki varlığını hızla artırmış; limanlar, demiryolları, enerji
santralleri ve hastaneler gibi çok sayıda altyapı projesine imza atmıştır. Bu
süreç, bir yandan kıtanın ekonomik gelişimine katkı sağlarken; diğer yandan
"borç diplomasisi", "yeni sömürgecilik" ve "jeopolitik
nüfuz genişletme" gibi eleştirileri de beraberinde getirmiştir (Brautigam,
2020; Corkin, 2013).
Bu
makalede Çin’in Afrika’daki kalkınma stratejisinin tarihsel arka planı, temel
motivasyonları, uygulama araçları ve bölgesel etkileri analiz edilecektir.
Ayrıca altyapı projeleri, finansman mekanizmaları, yumuşak güç politikaları,
güvenlik ilişkileri ve bu stratejilerin Afrika toplumları üzerindeki
sosyal-siyasal etkileri incelenecek; son olarak ise eleştirel tartışmalar ve
alternatif yorumlar değerlendirilecektir.
1.
Tarihsel Arka Plan: Çin-Afrika İlişkilerinin Evrimi
Çin-Afrika
ilişkilerinin kökeni Soğuk Savaş dönemine kadar uzanır. Mao Zedong dönemi
boyunca Çin, Üçüncü Dünya ülkeleriyle dayanışmayı önceleyen bir dış politika
izlemiştir. Bu dönemin en sembolik örneklerinden biri 1970–1975 yıllarında inşa
edilen Tanzanya-Zambiya demiryoludur (TAZARA), ki bu proje Çin’in Afrika’ya
yönelik ilk büyük kalkınma katkısı olarak değerlendirilir (Monson, 2009).
1980’li
ve 1990’lı yıllarda Çin, ekonomik reformlara odaklanırken Afrika ile
ilişkilerini sınırlı düzeyde sürdürmüştür. Ancak 2000 yılında kurulan
Çin-Afrika İşbirliği Forumu (FOCAC), iki taraf arasındaki ilişkileri
kurumsallaştırarak yeni bir dönemin kapılarını açmıştır. 2013’te ilan edilen
“Kuşak ve Yol Girişimi” (Belt and Road Initiative, BRI) ise Çin’in Afrika’daki
ekonomik varlığını artıran en kapsamlı projeler bütününü oluşturmuştur (Sun,
2014).
2.
Stratejik Motivasyonlar: Çin’i Afrika’ya Çeken Unsurlar
2.1.
Doğal Kaynaklara Erişim
Çin’in
Afrika’ya yönelik ilgisinin temel motivasyonlarından biri kıtanın zengin doğal
kaynaklarıdır. Angola, Nijerya, Sudan gibi ülkeler Çin’in petrol ihtiyacını
karşılayan başlıca tedarikçilerdir. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde ise Çinli
firmalar bakır ve kobalt gibi stratejik minerallere erişim sağlayan projelerde
aktiftir (Alves, 2013).
2.2.
Yeni Pazar Arayışı ve Sanayi Taşımacılığı
Çin,
iç pazardaki doyumun ardından Afrika’da yeni pazarlar oluşturmayı
hedeflemektedir. Ayrıca artan iş gücü maliyetleri nedeniyle emek yoğun üretim
alanlarının Afrika’ya taşınması gündeme gelmiştir. Bu bağlamda, Endüstri
Parkları ve Özel Ekonomik Bölgeler kurulmuştur (Gu, 2009).
2.3.
Jeopolitik Etki ve Yumuşak Güç Politikaları
Çin, küresel düzeyde ABD ve Batılı müttefikleriyle rekabet ederken Afrika’daki diplomatik desteği stratejik bir araç olarak kullanmaktadır. Birleşmiş Milletler'de yaklaşık 54 Afrika ülkesinin oyu bulunmaktadır ve bu destek Çin’in Tayvan politikası başta olmak üzere birçok alanda avantaj sağlamaktadır (Alden, 2007).
3.
Altyapı ve Finansal İş Birlikleri
3.1.
Altyapı Yatırımlarının Genel Görünümü
Çin,
Afrika kıtasındaki altyapı eksikliğini stratejik bir giriş noktası olarak
değerlendirmiştir. Yollar, demiryolları, havaalanları, limanlar, enerji
santralleri ve telekomünikasyon altyapıları Çinli devlet ve özel şirketler
tarafından inşa edilmiştir. 2000–2023 yılları arasında Çinli firmaların
Afrika'da gerçekleştirdiği altyapı projelerinin toplam değeri yaklaşık 300
milyar dolar civarındadır (McKinsey, 2017; Brautigam, 2020).
Afrika
Kalkınma Bankası’na göre, kıtanın yıllık altyapı yatırım ihtiyacı yaklaşık 170
milyar dolar iken, mevcut yatırımlar bu miktarın yalnızca %60’ını
karşılamaktadır. Çin, bu yatırım açığını dolduran en önemli dış aktörlerden
biri olmuştur (AfDB, 2021).
3.2.
Ana Sektörler: Ulaşım, Enerji, Telekom
a)
Ulaşım Projeleri
· TAZARA
Demiryolu (Tanzanya-Zambiya): Çin’in 1970’lerde üstlendiği ilk büyük ulaşım
projesidir.
· Addis
Ababa–Cibuti Demiryolu: Etiyopya'yı limana bağlayan 4 milyar dolarlık bu
demiryolu, Exim Bank of China tarafından finanse edilmiştir.
· Nairobi–Mombasa
Demiryolu (Kenya): 2017’de tamamlanan 472 km’lik hat Çin mühendisliğiyle inşa
edilmiştir.
b)
Enerji Projeleri
Çin,
özellikle hidroelektrik ve termik santral projelerinde aktiftir. Bui Barajı
(Gana), Merowe Barajı (Sudan) gibi projeler Çin kredileriyle hayata
geçirilmiştir. Ayrıca güneş ve rüzgar enerjisi pilot projeleriyle yenilenebilir
enerji altyapısına da katkı sağlanmaktadır (IEA, 2020).
c)
Telekom ve Dijital Altyapı
Huawei ve ZTE gibi Çinli teknoloji firmaları, Afrika’da geniş bant internet ağlarının kurulmasında öncüdür. 20’den fazla ülkede 4G ve 5G baz istasyonları Çin sermayesiyle kurulmuştur (Sun, 2014).
3.3.
Finansman Modelleri
Çin’in
altyapı finansmanı, çoğunlukla devlet destekli kredi mekanizmaları üzerinden
yürütülmektedir.
· China
Exim Bank: Altyapı projelerine düşük faizli krediler sağlar.
· China
Development Bank: Stratejik projelere uzun vadeli yatırım kredileri sunar.
· China-Africa
Development Fund (CADF): Özellikle özel sektör girişimlerini destekler.
Bu
modeller çoğunlukla "kaynak karşılığı yatırım"
(resources-for-infrastructure) şeklinde işler. Örneğin, Demokratik Kongo
Cumhuriyeti'nde kurulan Sicomines ortaklığı kapsamında, Çinli firmalar maden
ruhsatı karşılığında yol, okul ve hastane gibi altyapı projeleri
gerçekleştirmiştir (Bräutigam, 2011).
3.4.
“Small and Beautiful” Yaklaşımı
2020
sonrası dönemde Çin, yüksek borç eleştirilerine karşılık olarak daha ölçekli ve
sürdürülebilir projelere yönelmeye başlamıştır. “Small and Beautiful”
stratejisi, daha düşük bütçeli ancak yüksek sosyal etkili projelere öncelik
verilmesini savunur (FOCAC, 2021). Bu sayede kırsal kalkınma, sağlık ve tarım
alanlarında daha doğrudan etkiler hedeflenmektedir.
3.5.
İş Gücü ve Yerel Katılım
Çinli firmaların altyapı projelerinde yerel iş gücü kullanımı sınırlı kalmaktadır. Projelerde Çinli mühendis ve işçilerin ağırlıklı olması, işsizlikle mücadele eden Afrika ülkelerinde eleştiri konusu olmuştur (Corkin, 2013). Bazı ülkelerde ise yerel işçi kotası uygulamaları getirilmeye başlanmıştır.
4.
Güvenlik ve Askerî İlişkiler
4.1.
Çin’in Afrika’da Askerî Varlığının Evrimi
Çin’in
Afrika’daki askeri ilişkileri, başlangıçta silah satışları ve askeri eğitimle
sınırlı kalmış; ancak 2000’li yıllarla birlikte daha kurumsal ve çok katmanlı
bir yapıya kavuşmuştur. Bu çerçevede Afrika ülkeleriyle savunma iş birliği
anlaşmaları yapılmış, barışı koruma operasyonlarında görev alınmış ve lojistik
üsler kurulmuştur (Alden, 2007). Bu gelişme, Çin’in “ticaret ve kalkınma odaklı
pasif” Afrika politikasından daha stratejik ve güvenlik temelli bir yaklaşıma
geçiş yaptığını göstermektedir (Sun, 2014).
4.2.
Çin’in İlk Yurtdışı Askeri Üssü: Cibuti
2017
yılında Çin Halk Kurtuluş Ordusu (PLA), Afrika Boynuzu’nda yer alan Cibuti’de
ilk yurtdışı askeri üssünü kurmuştur. Bu üs, Bab el-Mandeb Boğazı’nın hemen
yanında, küresel ticaretin kritik bir geçiş noktası olan bölgede yer
almaktadır. ABD, Fransa ve Japonya’nın da üslerinin bulunduğu Cibuti’de Çin’in
varlığı, bölgesel güç rekabeti bağlamında dikkat çekicidir (Erickson &
Strange, 2016). Çin hükümeti bu üssün amacını; korsanlıkla mücadele, barışı
koruma görevleri ve insani yardım operasyonları olarak açıklasa da, bu hamle
jeostratejik bir genişleme olarak değerlendirilmiştir.
4.3.
Barışı Koruma Misyonlarına Katılım
Çin,
Birleşmiş Milletler barışı koruma operasyonlarında en fazla katkı sağlayan
büyük güçlerden biridir. 2022 itibariyle yaklaşık 2 500 Çinli asker ve polis,
Afrika’daki çeşitli misyonlarda görev yapmaktadır (UN DPKO, 2022). Katılım
sağlanan bazı ülkeler: Güney Sudan (UNMISS), Mali (MINUSMA), Kongo Demokratik
Cumhuriyeti (MONUSCO).
Bu
görevler, Çin’in küresel güvenlik sorumluluğuna katkı sağladığını göstermesi
açısından önemlidir. Ancak bazı uzmanlar, Çin’in bu katılımı Afrika’daki şirket
ve yatırımlarını korumak için stratejik bir araç olarak da yorumlamaktadır
(Bräutigam, 2020).
4.4.
Silah Ticareti ve Askerî Eğitim
Çin, Afrika ülkelerine silah ihracatında Rusya’nın ardından ikinci büyük tedarikçi konumundadır. Düşük maliyetli, teknik olarak yeterli silah sistemleri birçok Afrika ülkesi için cazip hale gelmiştir (SIPRI, 2023). En fazla silah alımı yapılan ülkeler şunlardır: Nijerya, Sudan, Cezayir, Tanzanya.
Buna
ek olarak Çin, birçok Afrika ordusuna subay eğitimi, teknik danışmanlık ve
ortak tatbikat gibi askeri destekler de sunmaktadır. Çinli eğitmenler,
Afrika’daki askeri akademilerle ortaklık kurmakta, burslu subay eğitim
programları yürütmektedir.
4.5.
Güvenlik Politikalarının Eleştirisi
Çin’in
askeri varlığının artışı, bazı çevrelerce gizli sömürgecilik, sert güç
kullanımı ve Batı’ya karşı yeni bir hegemonik strateji olarak yorumlanmaktadır
(Alden & Wu, 2019). Çin ise bu eleştirilere karşılık olarak, hiçbir Afrika
ülkesine üs kurma baskısı yapmadığını, sadece “barışçıl kalkınma” vizyonu
doğrultusunda hareket ettiğini, batılı güçler gibi askeri müdahalede
bulunmadığını savunmaktadır.
Bu
tartışmalar, Çin’in Afrika’da izlediği güvenlik politikalarının sadece yerel
değil, küresel rekabet bağlamında da analiz edilmesi gerektiğini
göstermektedir.
5.
Yumuşak Güç ve Kültürel Etkileşim
5.1.
Kavramsal Çerçeve: Yumuşak Güç Nedir?
Joseph
Nye’a göre yumuşak güç, bir ülkenin isteklerini başkalarına dayatmadan, cazibe
ve ikna yoluyla elde etme kapasitesidir (Nye, 2004). Bu çerçevede eğitim,
kültür, medya ve dış yardım gibi araçlar ön plandadır. Çin, Afrika
politikasında bu gücü “insan odaklı iş birliği” ve “kazan-kazan ilişkisi”
temasıyla inşa etmeye çalışmaktadır.
5.2.
Eğitim ve Akademik İş Birlikleri
Çin,
Afrika’dan gelen öğrencilere verdiği burslar ve eğitim projeleriyle önemli bir
akademik çekim merkezi haline gelmiştir. 2022 yılı itibarıyla yaklaşık 80 000
Afrikalı öğrenci, Çin’de eğitim görmüştür (FOCAC, 2022). Çin, Afrika’daki
60’tan fazla üniversiteyle ikili iş birliği anlaşmaları imzalamıştır. Çin
üniversitelerinde Afrika çalışmaları enstitüleri kurulmuş, Afrika’daki bazı
ülkelerde ise “Çin Dili ve Kültürü” bölümleri açılmıştır.
Bu süreçte dil eğitimi, yüksek lisans bursları ve teknik eğitim kursları önemli roller oynamaktadır. Ayrıca Çinli akademisyenlerin Afrika’da ders vermesi ya da araştırma projelerinde yer alması da yumuşak güç kapasitesini güçlendiren unsurlardandır.
5.3.
Konfüçyus Enstitüleri
Çin’in
Afrika’daki kültürel diplomasisinin en belirgin araçlarından biri Konfüçyus
Enstitüleridir. Bu enstitüler, Çin dili ve kültürünün tanıtımını yapar; dil
kursları, kültürel festivaller, konferanslar ve eğitim materyalleri sunar. 2023
itibarıyla Afrika kıtasında 61 Konfüçyus Enstitüsü ve 48 Konfüçyus sınıfı
faaliyet göstermektedir (Hanban, 2023). En yoğun faaliyet gösterilen ülkeler
arasında Güney Afrika, Kenya, Nijerya ve Mısır bulunmaktadır. Bu kurumlar
Çin’in uluslararası imajını yumuşatmak ve “barışçıl yükseliş” retoriğini
desteklemek amacıyla kullanılmaktadır (Kurlantzick, 2007).
5.4.
Medya ve Kamu Diplomasisi
Çin,
Afrika’da medya üzerinden de etkili olmaya başlamıştır. CGTN Africa ve Xinhua
Ajansı, Afrika merkezli haber üretimi yaparak Çin perspektifini
yaygınlaştırmaktadır. Afrika’daki gazetecilere yönelik Çin medyasında eğitim
bursları ve çalışma ziyaretleri düzenlenmektedir. Çin’in Afrika’daki kültürel
festivallere sponsor olması, sinema gösterimleri ve halk dansları etkinlikleri
de kamu diplomasisinin parçalarıdır. Bu strateji, özellikle Batı merkezli haber
akışına alternatif sunma hedefi taşımaktadır.
5.5.
Sağlık Diplomasisi ve İnsani Yardım
COVID-19
pandemisi, Çin’in Afrika’daki yumuşak güç politikalarını sağlık diplomasisi
aracılığıyla yeniden yapılandırmasına neden olmuştur. Çin, 54 Afrika ülkesine
maskeler, test kitleri, solunum cihazları ve Sinopharm aşıları göndermiştir. Çinli
doktorlar ve sağlık ekipleri, çeşitli ülkelerde sahra hastaneleri kurmuş, halk
sağlığı eğitimleri vermiştir. Bu çabalar, Çin’in “gelişen dünyaya liderlik
etme” vizyonunu destekleyen bir sembol haline gelmiştir (Lanteigne, 2021).
5.6.
Eleştiriler ve Tartışmalar
Çin’in
yumuşak güç politikaları bazı çevrelerce devlet güdümlü propaganda, dilsel ve
kültürel hegemonya kurma çabası, eğitimde tek taraflı içerik üretimi olarak
eleştirilmektedir (Shambaugh, 2015).
Ayrıca Konfüçyus Enstitülerinin akademik özgürlük üzerindeki etkisi, bazı ülkelerde bu kurumlara yönelik düzenlemeler yapılmasına neden olmuştur. Ancak birçok Afrika ülkesi, bu iş birliklerini pragmatik bir gelişme aracı olarak değerlendirmektedir.
6.
Tartışmalar: Borç Tuzağı Diplomasisi mi, Kalkınma Ortaklığı mı?
6.1.
Borç Tuzağı Diplomasisi Nedir?
“Borç
tuzağı diplomasisi” (debt-trap diplomacy) terimi, Çin’in özellikle gelişmekte
olan ülkelerde büyük altyapı projelerini finanse ederek bu ülkeleri geri
ödeyemeyecekleri borç yükü altına soktuğu ve daha sonra bu borçları jeopolitik
kazanımlara çevirdiği iddiasına dayanır. Bu görüşe göre Çin, ekonomik yardım ve
kredi politikalarını “stratejik kaldıraç” olarak kullanmaktadır (Parker &
Chefitz, 2018).
Afrika’da
bu tartışma, özellikle Kenya’daki Mombasa Limanı, Zambiya’daki Lusaka
Uluslararası Havalimanı ve Cibuti’deki kamu borcu artışı örnekleri üzerinden
gündeme gelmiştir.
6.2.
Çin’in Afrika’ya Borç Verme Pratikleri
Çin’in
Afrika’ya 2000–2022 yılları arasında verdiği toplam borç miktarı yaklaşık 160
milyar dolar civarındadır (SAIS China-Africa Research Initiative, 2022). Bu
borçların çoğu uzun vadeli, düşük faizli kalkınma kredileri, altyapı karşılığı
hammadde anlaşmaları, geri ödeme esnekliğine sahip hibrit krediler şeklindedir.
Çin
borçlarının geri ödemesi, çoğunlukla enerji, maden ve altyapı gelirlerine
dayalı olarak yapılandırılmıştır. Örneğin, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde
Sicomines anlaşmasında maden gelirleri borç ödemesine yönlendirilmiştir
(Bräutigam, 2020).
6.3.
Borçların Sürdürülebilirliği ve İptaller
COVID-19
sonrası dönemde Çin, 18 Afrika ülkesine ait toplam 1.2 milyar dolarlık borcu
silmiş ya da ertelemiştir (Xinhua, 2022). Ayrıca 2021’de düzenlenen FOCAC
zirvesinde Xi Jinping, borç yapılandırmalarının “Afrika ülkelerinin kalkınma
haklarına zarar vermeyecek şekilde yapılacağını” belirtmiştir.
Bu süreçte Çin, Paris Kulübü gibi çok taraflı borç yapılandırma platformlarına katılmamış; ancak ikili görüşmelerle borç yapılandırması teklif etmiştir. Bu da Çin’in şeffaflık konusundaki eleştirilere açık hale gelmesine neden olmuştur.
6.4.
Karşı Argümanlar: Çin’in Pozisyonu
Çinli
yetkililer ve bazı araştırmacılar, “borç tuzağı” iddialarını reddetmekte ve
aşağıdaki savunmaları öne çıkarmaktadır. Afrika ülkelerinin dış borçlarının
sadece %12–20’si Çin’e aittir; geri kalanı Batı finans kurumları ve özel sektör
kaynaklıdır (World Bank, 2021). Çin’in kredi politikaları esnek ve siyasi
müdahale içermeyen kalkınma odaklıdır. Afrika ülkeleri projeleri talep
etmektedir; Çin tek taraflı dayatma yapmamaktadır (Brautigam, 2020). Ayrıca Çin
destekli projelerle ulaşım, enerji ve dijital altyapıdaki ilerlemelerin
kalkınma etkisi göz ardı edilemez.
6.5.
Eleştirilerin Odağında: Şeffaflık ve Toplumsal Etki
Yine
de Çin’in Afrika’daki kalkınma politikaları bazı temel konularda
eleştirilmektedir. Proje anlaşmaları kamuoyuna açık değildir. Sözleşmelerin
içeriği çoğu zaman bilinmez. Proje süreçlerinde halkın görüşü alınmaz; çevresel
etki değerlendirmeleri yetersizdir. Çinli firmaların yerel işçileri düşük
ücretle çalıştırması, çevre koruma standartlarını ihmal etmesi sıkça gündeme
gelir (Corkin, 2013). Çinli ucuz mallar, Afrika’daki küçük üreticiler üzerinde
baskı oluşturmuştur.
6.6.
Afrika Ülkelerinin Tavrı
Afrika
ülkelerinin büyük çoğunluğu Çin ile ilişkileri stratejik ve faydacı bir iş birliği
olarak değerlendirmektedir. Kıtadaki hükümetler, Çin'in müdahalesiz kalkınma
yardımı yaklaşımını, Batılı donörlerin “koşullu yardım” politikalarına göre
daha tercih edilebilir bulmaktadır (Alden & Wu, 2019).
Ayrıca Çin ile yapılan anlaşmaların bir kısmı alternatifsizlik, bir kısmı da siyasi yakınlık nedeniyle kabul edilmektedir. Bazı ülkeler ise Çin yatırımlarına karşı daha seçici ve şeffaf bir tutum benimsemeye başlamıştır (Örn. Gana, Tanzanya).
7.
Sonuç ve Politika Önerileri
7.1.
Genel Değerlendirme
Çin’in
Afrika’daki kalkınma stratejisi, sadece bir dış yatırım politikası değil; aynı
zamanda jeopolitik, kültürel ve stratejik bir yeniden yapılanma süreci olarak
değerlendirilmelidir. Son yirmi yılda Çin, Afrika kıtasında en büyük dış
finansör, altyapı sağlayıcısı ve siyasi partner haline gelmiştir (Bräutigam,
2020; FOCAC, 2021).
Bu
süreçte altyapı yatırımları ile kıtada ulaşım, enerji ve haberleşme alanlarında
ciddi ilerlemeler sağlanmıştır. Eğitim, sağlık ve medya alanlarında yumuşak güç
politikaları ile kültürel etkileşim artırılmıştır. Askerî üs, barışı koruma
görevleri ve silah ihracatı ile güvenlik iş birliği derinleştirilmiştir. Ancak
bu genişlemenin eşlikçisi olarak borç sürdürülebilirliği, şeffaflık eksikliği,
yerel katılımın sınırlılığı gibi eleştiriler de artmıştır. Çin’in “kazan-kazan”
retoriği çoğu zaman projelerin kalkınma faydası üzerinden meşrulaştırılsa da,
yerel düzeyde bu iş birliklerinin etkileri oldukça farklılaşmaktadır.
7.2.
Afrika İçin Öneriler
Afrika
ülkeleri, Çin ile ilişkilerini sürdürürken aşağıdaki stratejileri
benimsemelidir. Çin ile iş birliğini sürdürürken AB, ABD, Hindistan ve Körfez
ülkeleri gibi diğer aktörlerle de dengeli ilişkiler kurulmalıdır. Çinli
firmalarla yapılan anlaşmalar kamuoyuna açıklanmalı, denetim mekanizmaları
güçlendirilmelidir. Çin projelerinde yerli iş gücü, malzeme ve hizmet kullanımı
zorunlu hale getirilmelidir. Her yatırımın sadece ekonomik değil, sosyal ve
çevresel etkileri de göz önünde bulundurularak karar verilmelidir.
7.3.
Çin İçin Öneriler
Çin de Afrika’daki uzun vadeli güvenilirliğini korumak için bazı reformlara gitmelidir. Kredilerin şartları açıkça paylaşılmalı; gerektiğinde borç iptali ya da yapılandırması esnek şekilde uygulanmalıdır. Projeler yerel halkla istişare edilerek planlanmalı, halkın rızası gözetilmelidir. Projelerde çevresel etki değerlendirme raporları zorunlu hale getirilmelidir. Konfüçyus Enstitüleri, medya iş birlikleri ve burs programlarında Afrika kültürleriyle çift yönlü etkileşim artırılmalıdır.
7.4.
Son Söz
Çin’in Afrika’daki kalkınma stratejisi, 21. yüzyıl uluslararası ilişkilerinde “Güney-Güney iş birliğinin” sembolü haline gelmiştir. Ancak bu iş birliğinin uzun vadeli ve sürdürülebilir olması, sadece finansal değil, etik, sosyal ve çevresel açıdan da adil bir zemine dayanmasına bağlıdır. Ne koşulsuz savunulacak bir “kurtarıcı”, ne de toptan suçlanacak bir “yeni emperyalist” olarak değil; Çin’i Afrika ile dönüşen çok aktörlü ve çok katmanlı bir kalkınma ortağı olarak analiz etmek en sağlıklı yaklaşım olacaktır.
Kaynakça
Alden,
C. (2007). China in Africa. London: Zed Books.
Alden,
C., & Wu, Y. S. (2019). South–South cooperation and the rise of the Global
South. Third World Quarterly, 40(6), 1103–1122.
Alves,
A. C. (2013). China's economic statecraft and African mineral resources:
Changing modes of engagement. Journal of Contemporary African Studies, 31(1),
7–22.
Bräutigam,
D. (2011). The dragon’s gift: The real story of China in Africa. Oxford
University Press.
Bräutigam,
D. (2020). A critical look at Chinese ‘debt-trap diplomacy’: The rise of a
meme. Area Development and Policy, 5(1), 1–14.
Corkin,
L. (2013). Uncovering African agency: Angola's management of China's credit
lines. Routledge.
Erickson,
A. S., & Strange, A. M. (2016). China’s Blue Soft Power: Antipiracy,
Engagement, and Image Enhancement. Naval War College Review, 69(1), 1–26.
FOCAC.
(2021). China-Africa Cooperation Vision 2035. Forum on China-Africa
Cooperation. Retrieved from https://www.focac.org
FOCAC.
(2022). China-Africa education cooperation updates. Retrieved from
https://www.focac.org/education
Gu,
J. (2009). China's private enterprises in Africa and the implications for
African development. European Journal of Development Research, 21(4), 570–587.
Hanban.
(2023). Confucius Institutes annual report. Retrieved from
http://english.hanban.org
International
Energy Agency. (2020). Renewable Energy in Africa: Deployment and
Opportunities. Retrieved from https://www.iea.org
Kurlantzick,
J. (2007). Charm offensive: How China's soft power is transforming the world.
Yale University Press.
Lanteigne,
M. (2021). Chinese foreign policy: An introduction (4th ed.). Routledge.
McKinsey
& Company. (2017). Dance of the lions and dragons: How are Africa and China
engaging, and how will the partnership evolve? Retrieved from
https://www.mckinsey.com
Nye,
J. S. (2004). Soft power: The means to success in world politics. Public
Affairs.
Parker,
S., & Chefitz, G. (2018). Debtbook diplomacy. Belfer Center for Science and
International Affairs. Harvard Kennedy School. Retrieved from
https://www.belfercenter.org
SAIS
China-Africa Research Initiative. (2022). Chinese loans to Africa database.
Johns Hopkins University. Retrieved from https://chinaafricaloandata.org
Shambaugh,
D. (2015). China’s soft-power push: The search for respect. Foreign Affairs,
94(4), 99–107.
SIPRI.
(2023). Arms transfers database. Stockholm International Peace Research
Institute. Retrieved from https://www.sipri.org
Sun,
Y. (2014). Africa in China's foreign policy. Brookings Institution. Retrieved
from https://www.brookings.edu
UN
DPKO. (2022). UN Peacekeeping Troop Contributors. United Nations Department of
Peacekeeping Operations. Retrieved from https://peacekeeping.un.org
World
Bank. (2021). International debt statistics: Africa. Retrieved from
https://data.worldbank.org
Xinhua.
(2022). China writes off part of African debt amid COVID-19. Xinhua News
Agency. Retrieved from https://www.xinhuanet.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder