15 Ocak 2026 Perşembe

Çin’in Afrika’daki Kalkınma Stratejisi

 

Çin’in Afrika’daki Kalkınma Stratejisi

Giriş

Çin Halk Cumhuriyeti’nin Afrika kıtasına yönelik geliştirdiği kalkınma stratejileri, son yirmi yılda küresel siyaset ve ekonomi açısından dikkatle izlenen çok yönlü bir dönüşüm süreci olarak değerlendirilmektedir. Bu stratejiler yalnızca ekonomik iş birliklerini değil, aynı zamanda altyapı yatırımları, kültürel etkileşimler, askeri-siyasi ilişkiler ve jeopolitik güç dengeleri açısından da çok katmanlı bir yapı sunmaktadır (Bräutigam, 2011; Alden, 2007).

Afrika ülkeleri, özellikle altyapı eksikliği ve kalkınma ihtiyaçları nedeniyle dış yatırımcılar için stratejik fırsatlar sunmaktadır. Çin, 2000’li yıllardan itibaren Afrika’daki varlığını hızla artırmış; limanlar, demiryolları, enerji santralleri ve hastaneler gibi çok sayıda altyapı projesine imza atmıştır. Bu süreç, bir yandan kıtanın ekonomik gelişimine katkı sağlarken; diğer yandan "borç diplomasisi", "yeni sömürgecilik" ve "jeopolitik nüfuz genişletme" gibi eleştirileri de beraberinde getirmiştir (Brautigam, 2020; Corkin, 2013).

Bu makalede Çin’in Afrika’daki kalkınma stratejisinin tarihsel arka planı, temel motivasyonları, uygulama araçları ve bölgesel etkileri analiz edilecektir. Ayrıca altyapı projeleri, finansman mekanizmaları, yumuşak güç politikaları, güvenlik ilişkileri ve bu stratejilerin Afrika toplumları üzerindeki sosyal-siyasal etkileri incelenecek; son olarak ise eleştirel tartışmalar ve alternatif yorumlar değerlendirilecektir.

1. Tarihsel Arka Plan: Çin-Afrika İlişkilerinin Evrimi

Çin-Afrika ilişkilerinin kökeni Soğuk Savaş dönemine kadar uzanır. Mao Zedong dönemi boyunca Çin, Üçüncü Dünya ülkeleriyle dayanışmayı önceleyen bir dış politika izlemiştir. Bu dönemin en sembolik örneklerinden biri 1970–1975 yıllarında inşa edilen Tanzanya-Zambiya demiryoludur (TAZARA), ki bu proje Çin’in Afrika’ya yönelik ilk büyük kalkınma katkısı olarak değerlendirilir (Monson, 2009).

1980’li ve 1990’lı yıllarda Çin, ekonomik reformlara odaklanırken Afrika ile ilişkilerini sınırlı düzeyde sürdürmüştür. Ancak 2000 yılında kurulan Çin-Afrika İşbirliği Forumu (FOCAC), iki taraf arasındaki ilişkileri kurumsallaştırarak yeni bir dönemin kapılarını açmıştır. 2013’te ilan edilen “Kuşak ve Yol Girişimi” (Belt and Road Initiative, BRI) ise Çin’in Afrika’daki ekonomik varlığını artıran en kapsamlı projeler bütününü oluşturmuştur (Sun, 2014).

2. Stratejik Motivasyonlar: Çin’i Afrika’ya Çeken Unsurlar

2.1. Doğal Kaynaklara Erişim

Çin’in Afrika’ya yönelik ilgisinin temel motivasyonlarından biri kıtanın zengin doğal kaynaklarıdır. Angola, Nijerya, Sudan gibi ülkeler Çin’in petrol ihtiyacını karşılayan başlıca tedarikçilerdir. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde ise Çinli firmalar bakır ve kobalt gibi stratejik minerallere erişim sağlayan projelerde aktiftir (Alves, 2013).

2.2. Yeni Pazar Arayışı ve Sanayi Taşımacılığı

Çin, iç pazardaki doyumun ardından Afrika’da yeni pazarlar oluşturmayı hedeflemektedir. Ayrıca artan iş gücü maliyetleri nedeniyle emek yoğun üretim alanlarının Afrika’ya taşınması gündeme gelmiştir. Bu bağlamda, Endüstri Parkları ve Özel Ekonomik Bölgeler kurulmuştur (Gu, 2009).

2.3. Jeopolitik Etki ve Yumuşak Güç Politikaları

Çin, küresel düzeyde ABD ve Batılı müttefikleriyle rekabet ederken Afrika’daki diplomatik desteği stratejik bir araç olarak kullanmaktadır. Birleşmiş Milletler'de yaklaşık 54 Afrika ülkesinin oyu bulunmaktadır ve bu destek Çin’in Tayvan politikası başta olmak üzere birçok alanda avantaj sağlamaktadır (Alden, 2007).

3. Altyapı ve Finansal İş Birlikleri

3.1. Altyapı Yatırımlarının Genel Görünümü

Çin, Afrika kıtasındaki altyapı eksikliğini stratejik bir giriş noktası olarak değerlendirmiştir. Yollar, demiryolları, havaalanları, limanlar, enerji santralleri ve telekomünikasyon altyapıları Çinli devlet ve özel şirketler tarafından inşa edilmiştir. 2000–2023 yılları arasında Çinli firmaların Afrika'da gerçekleştirdiği altyapı projelerinin toplam değeri yaklaşık 300 milyar dolar civarındadır (McKinsey, 2017; Brautigam, 2020).

Afrika Kalkınma Bankası’na göre, kıtanın yıllık altyapı yatırım ihtiyacı yaklaşık 170 milyar dolar iken, mevcut yatırımlar bu miktarın yalnızca %60’ını karşılamaktadır. Çin, bu yatırım açığını dolduran en önemli dış aktörlerden biri olmuştur (AfDB, 2021).

3.2. Ana Sektörler: Ulaşım, Enerji, Telekom

a) Ulaşım Projeleri

·       TAZARA Demiryolu (Tanzanya-Zambiya): Çin’in 1970’lerde üstlendiği ilk büyük ulaşım projesidir.

·       Addis Ababa–Cibuti Demiryolu: Etiyopya'yı limana bağlayan 4 milyar dolarlık bu demiryolu, Exim Bank of China tarafından finanse edilmiştir.

·       Nairobi–Mombasa Demiryolu (Kenya): 2017’de tamamlanan 472 km’lik hat Çin mühendisliğiyle inşa edilmiştir.

b) Enerji Projeleri

Çin, özellikle hidroelektrik ve termik santral projelerinde aktiftir. Bui Barajı (Gana), Merowe Barajı (Sudan) gibi projeler Çin kredileriyle hayata geçirilmiştir. Ayrıca güneş ve rüzgar enerjisi pilot projeleriyle yenilenebilir enerji altyapısına da katkı sağlanmaktadır (IEA, 2020).

c) Telekom ve Dijital Altyapı

Huawei ve ZTE gibi Çinli teknoloji firmaları, Afrika’da geniş bant internet ağlarının kurulmasında öncüdür. 20’den fazla ülkede 4G ve 5G baz istasyonları Çin sermayesiyle kurulmuştur (Sun, 2014).

3.3. Finansman Modelleri

Çin’in altyapı finansmanı, çoğunlukla devlet destekli kredi mekanizmaları üzerinden yürütülmektedir.

·       China Exim Bank: Altyapı projelerine düşük faizli krediler sağlar.

·       China Development Bank: Stratejik projelere uzun vadeli yatırım kredileri sunar.

·       China-Africa Development Fund (CADF): Özellikle özel sektör girişimlerini destekler.

Bu modeller çoğunlukla "kaynak karşılığı yatırım" (resources-for-infrastructure) şeklinde işler. Örneğin, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde kurulan Sicomines ortaklığı kapsamında, Çinli firmalar maden ruhsatı karşılığında yol, okul ve hastane gibi altyapı projeleri gerçekleştirmiştir (Bräutigam, 2011).

3.4. “Small and Beautiful” Yaklaşımı

2020 sonrası dönemde Çin, yüksek borç eleştirilerine karşılık olarak daha ölçekli ve sürdürülebilir projelere yönelmeye başlamıştır. “Small and Beautiful” stratejisi, daha düşük bütçeli ancak yüksek sosyal etkili projelere öncelik verilmesini savunur (FOCAC, 2021). Bu sayede kırsal kalkınma, sağlık ve tarım alanlarında daha doğrudan etkiler hedeflenmektedir.

3.5. İş Gücü ve Yerel Katılım

Çinli firmaların altyapı projelerinde yerel iş gücü kullanımı sınırlı kalmaktadır. Projelerde Çinli mühendis ve işçilerin ağırlıklı olması, işsizlikle mücadele eden Afrika ülkelerinde eleştiri konusu olmuştur (Corkin, 2013). Bazı ülkelerde ise yerel işçi kotası uygulamaları getirilmeye başlanmıştır. 

4. Güvenlik ve Askerî İlişkiler

4.1. Çin’in Afrika’da Askerî Varlığının Evrimi

Çin’in Afrika’daki askeri ilişkileri, başlangıçta silah satışları ve askeri eğitimle sınırlı kalmış; ancak 2000’li yıllarla birlikte daha kurumsal ve çok katmanlı bir yapıya kavuşmuştur. Bu çerçevede Afrika ülkeleriyle savunma iş birliği anlaşmaları yapılmış, barışı koruma operasyonlarında görev alınmış ve lojistik üsler kurulmuştur (Alden, 2007). Bu gelişme, Çin’in “ticaret ve kalkınma odaklı pasif” Afrika politikasından daha stratejik ve güvenlik temelli bir yaklaşıma geçiş yaptığını göstermektedir (Sun, 2014).

4.2. Çin’in İlk Yurtdışı Askeri Üssü: Cibuti

2017 yılında Çin Halk Kurtuluş Ordusu (PLA), Afrika Boynuzu’nda yer alan Cibuti’de ilk yurtdışı askeri üssünü kurmuştur. Bu üs, Bab el-Mandeb Boğazı’nın hemen yanında, küresel ticaretin kritik bir geçiş noktası olan bölgede yer almaktadır. ABD, Fransa ve Japonya’nın da üslerinin bulunduğu Cibuti’de Çin’in varlığı, bölgesel güç rekabeti bağlamında dikkat çekicidir (Erickson & Strange, 2016). Çin hükümeti bu üssün amacını; korsanlıkla mücadele, barışı koruma görevleri ve insani yardım operasyonları olarak açıklasa da, bu hamle jeostratejik bir genişleme olarak değerlendirilmiştir.

4.3. Barışı Koruma Misyonlarına Katılım

Çin, Birleşmiş Milletler barışı koruma operasyonlarında en fazla katkı sağlayan büyük güçlerden biridir. 2022 itibariyle yaklaşık 2 500 Çinli asker ve polis, Afrika’daki çeşitli misyonlarda görev yapmaktadır (UN DPKO, 2022). Katılım sağlanan bazı ülkeler: Güney Sudan (UNMISS), Mali (MINUSMA), Kongo Demokratik Cumhuriyeti (MONUSCO).

Bu görevler, Çin’in küresel güvenlik sorumluluğuna katkı sağladığını göstermesi açısından önemlidir. Ancak bazı uzmanlar, Çin’in bu katılımı Afrika’daki şirket ve yatırımlarını korumak için stratejik bir araç olarak da yorumlamaktadır (Bräutigam, 2020).

4.4. Silah Ticareti ve Askerî Eğitim

Çin, Afrika ülkelerine silah ihracatında Rusya’nın ardından ikinci büyük tedarikçi konumundadır. Düşük maliyetli, teknik olarak yeterli silah sistemleri birçok Afrika ülkesi için cazip hale gelmiştir (SIPRI, 2023). En fazla silah alımı yapılan ülkeler şunlardır: Nijerya, Sudan, Cezayir, Tanzanya.

Buna ek olarak Çin, birçok Afrika ordusuna subay eğitimi, teknik danışmanlık ve ortak tatbikat gibi askeri destekler de sunmaktadır. Çinli eğitmenler, Afrika’daki askeri akademilerle ortaklık kurmakta, burslu subay eğitim programları yürütmektedir.

4.5. Güvenlik Politikalarının Eleştirisi

Çin’in askeri varlığının artışı, bazı çevrelerce gizli sömürgecilik, sert güç kullanımı ve Batı’ya karşı yeni bir hegemonik strateji olarak yorumlanmaktadır (Alden & Wu, 2019). Çin ise bu eleştirilere karşılık olarak, hiçbir Afrika ülkesine üs kurma baskısı yapmadığını, sadece “barışçıl kalkınma” vizyonu doğrultusunda hareket ettiğini, batılı güçler gibi askeri müdahalede bulunmadığını savunmaktadır.

Bu tartışmalar, Çin’in Afrika’da izlediği güvenlik politikalarının sadece yerel değil, küresel rekabet bağlamında da analiz edilmesi gerektiğini göstermektedir.

5. Yumuşak Güç ve Kültürel Etkileşim

5.1. Kavramsal Çerçeve: Yumuşak Güç Nedir?

Joseph Nye’a göre yumuşak güç, bir ülkenin isteklerini başkalarına dayatmadan, cazibe ve ikna yoluyla elde etme kapasitesidir (Nye, 2004). Bu çerçevede eğitim, kültür, medya ve dış yardım gibi araçlar ön plandadır. Çin, Afrika politikasında bu gücü “insan odaklı iş birliği” ve “kazan-kazan ilişkisi” temasıyla inşa etmeye çalışmaktadır.

5.2. Eğitim ve Akademik İş Birlikleri

Çin, Afrika’dan gelen öğrencilere verdiği burslar ve eğitim projeleriyle önemli bir akademik çekim merkezi haline gelmiştir. 2022 yılı itibarıyla yaklaşık 80 000 Afrikalı öğrenci, Çin’de eğitim görmüştür (FOCAC, 2022). Çin, Afrika’daki 60’tan fazla üniversiteyle ikili iş birliği anlaşmaları imzalamıştır. Çin üniversitelerinde Afrika çalışmaları enstitüleri kurulmuş, Afrika’daki bazı ülkelerde ise “Çin Dili ve Kültürü” bölümleri açılmıştır.

Bu süreçte dil eğitimi, yüksek lisans bursları ve teknik eğitim kursları önemli roller oynamaktadır. Ayrıca Çinli akademisyenlerin Afrika’da ders vermesi ya da araştırma projelerinde yer alması da yumuşak güç kapasitesini güçlendiren unsurlardandır.

5.3. Konfüçyus Enstitüleri

Çin’in Afrika’daki kültürel diplomasisinin en belirgin araçlarından biri Konfüçyus Enstitüleridir. Bu enstitüler, Çin dili ve kültürünün tanıtımını yapar; dil kursları, kültürel festivaller, konferanslar ve eğitim materyalleri sunar. 2023 itibarıyla Afrika kıtasında 61 Konfüçyus Enstitüsü ve 48 Konfüçyus sınıfı faaliyet göstermektedir (Hanban, 2023). En yoğun faaliyet gösterilen ülkeler arasında Güney Afrika, Kenya, Nijerya ve Mısır bulunmaktadır. Bu kurumlar Çin’in uluslararası imajını yumuşatmak ve “barışçıl yükseliş” retoriğini desteklemek amacıyla kullanılmaktadır (Kurlantzick, 2007).

5.4. Medya ve Kamu Diplomasisi

Çin, Afrika’da medya üzerinden de etkili olmaya başlamıştır. CGTN Africa ve Xinhua Ajansı, Afrika merkezli haber üretimi yaparak Çin perspektifini yaygınlaştırmaktadır. Afrika’daki gazetecilere yönelik Çin medyasında eğitim bursları ve çalışma ziyaretleri düzenlenmektedir. Çin’in Afrika’daki kültürel festivallere sponsor olması, sinema gösterimleri ve halk dansları etkinlikleri de kamu diplomasisinin parçalarıdır. Bu strateji, özellikle Batı merkezli haber akışına alternatif sunma hedefi taşımaktadır.

5.5. Sağlık Diplomasisi ve İnsani Yardım

COVID-19 pandemisi, Çin’in Afrika’daki yumuşak güç politikalarını sağlık diplomasisi aracılığıyla yeniden yapılandırmasına neden olmuştur. Çin, 54 Afrika ülkesine maskeler, test kitleri, solunum cihazları ve Sinopharm aşıları göndermiştir. Çinli doktorlar ve sağlık ekipleri, çeşitli ülkelerde sahra hastaneleri kurmuş, halk sağlığı eğitimleri vermiştir. Bu çabalar, Çin’in “gelişen dünyaya liderlik etme” vizyonunu destekleyen bir sembol haline gelmiştir (Lanteigne, 2021).

5.6. Eleştiriler ve Tartışmalar

Çin’in yumuşak güç politikaları bazı çevrelerce devlet güdümlü propaganda, dilsel ve kültürel hegemonya kurma çabası, eğitimde tek taraflı içerik üretimi olarak eleştirilmektedir (Shambaugh, 2015).

Ayrıca Konfüçyus Enstitülerinin akademik özgürlük üzerindeki etkisi, bazı ülkelerde bu kurumlara yönelik düzenlemeler yapılmasına neden olmuştur. Ancak birçok Afrika ülkesi, bu iş birliklerini pragmatik bir gelişme aracı olarak değerlendirmektedir.

6. Tartışmalar: Borç Tuzağı Diplomasisi mi, Kalkınma Ortaklığı mı?

6.1. Borç Tuzağı Diplomasisi Nedir?

“Borç tuzağı diplomasisi” (debt-trap diplomacy) terimi, Çin’in özellikle gelişmekte olan ülkelerde büyük altyapı projelerini finanse ederek bu ülkeleri geri ödeyemeyecekleri borç yükü altına soktuğu ve daha sonra bu borçları jeopolitik kazanımlara çevirdiği iddiasına dayanır. Bu görüşe göre Çin, ekonomik yardım ve kredi politikalarını “stratejik kaldıraç” olarak kullanmaktadır (Parker & Chefitz, 2018).

Afrika’da bu tartışma, özellikle Kenya’daki Mombasa Limanı, Zambiya’daki Lusaka Uluslararası Havalimanı ve Cibuti’deki kamu borcu artışı örnekleri üzerinden gündeme gelmiştir.

6.2. Çin’in Afrika’ya Borç Verme Pratikleri

Çin’in Afrika’ya 2000–2022 yılları arasında verdiği toplam borç miktarı yaklaşık 160 milyar dolar civarındadır (SAIS China-Africa Research Initiative, 2022). Bu borçların çoğu uzun vadeli, düşük faizli kalkınma kredileri, altyapı karşılığı hammadde anlaşmaları, geri ödeme esnekliğine sahip hibrit krediler şeklindedir.

Çin borçlarının geri ödemesi, çoğunlukla enerji, maden ve altyapı gelirlerine dayalı olarak yapılandırılmıştır. Örneğin, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde Sicomines anlaşmasında maden gelirleri borç ödemesine yönlendirilmiştir (Bräutigam, 2020).

6.3. Borçların Sürdürülebilirliği ve İptaller

COVID-19 sonrası dönemde Çin, 18 Afrika ülkesine ait toplam 1.2 milyar dolarlık borcu silmiş ya da ertelemiştir (Xinhua, 2022). Ayrıca 2021’de düzenlenen FOCAC zirvesinde Xi Jinping, borç yapılandırmalarının “Afrika ülkelerinin kalkınma haklarına zarar vermeyecek şekilde yapılacağını” belirtmiştir.

Bu süreçte Çin, Paris Kulübü gibi çok taraflı borç yapılandırma platformlarına katılmamış; ancak ikili görüşmelerle borç yapılandırması teklif etmiştir. Bu da Çin’in şeffaflık konusundaki eleştirilere açık hale gelmesine neden olmuştur.

6.4. Karşı Argümanlar: Çin’in Pozisyonu

Çinli yetkililer ve bazı araştırmacılar, “borç tuzağı” iddialarını reddetmekte ve aşağıdaki savunmaları öne çıkarmaktadır. Afrika ülkelerinin dış borçlarının sadece %12–20’si Çin’e aittir; geri kalanı Batı finans kurumları ve özel sektör kaynaklıdır (World Bank, 2021). Çin’in kredi politikaları esnek ve siyasi müdahale içermeyen kalkınma odaklıdır. Afrika ülkeleri projeleri talep etmektedir; Çin tek taraflı dayatma yapmamaktadır (Brautigam, 2020). Ayrıca Çin destekli projelerle ulaşım, enerji ve dijital altyapıdaki ilerlemelerin kalkınma etkisi göz ardı edilemez.

6.5. Eleştirilerin Odağında: Şeffaflık ve Toplumsal Etki

Yine de Çin’in Afrika’daki kalkınma politikaları bazı temel konularda eleştirilmektedir. Proje anlaşmaları kamuoyuna açık değildir. Sözleşmelerin içeriği çoğu zaman bilinmez. Proje süreçlerinde halkın görüşü alınmaz; çevresel etki değerlendirmeleri yetersizdir. Çinli firmaların yerel işçileri düşük ücretle çalıştırması, çevre koruma standartlarını ihmal etmesi sıkça gündeme gelir (Corkin, 2013). Çinli ucuz mallar, Afrika’daki küçük üreticiler üzerinde baskı oluşturmuştur.

6.6. Afrika Ülkelerinin Tavrı

Afrika ülkelerinin büyük çoğunluğu Çin ile ilişkileri stratejik ve faydacı bir iş birliği olarak değerlendirmektedir. Kıtadaki hükümetler, Çin'in müdahalesiz kalkınma yardımı yaklaşımını, Batılı donörlerin “koşullu yardım” politikalarına göre daha tercih edilebilir bulmaktadır (Alden & Wu, 2019).

Ayrıca Çin ile yapılan anlaşmaların bir kısmı alternatifsizlik, bir kısmı da siyasi yakınlık nedeniyle kabul edilmektedir. Bazı ülkeler ise Çin yatırımlarına karşı daha seçici ve şeffaf bir tutum benimsemeye başlamıştır (Örn. Gana, Tanzanya).

7. Sonuç ve Politika Önerileri

7.1. Genel Değerlendirme

Çin’in Afrika’daki kalkınma stratejisi, sadece bir dış yatırım politikası değil; aynı zamanda jeopolitik, kültürel ve stratejik bir yeniden yapılanma süreci olarak değerlendirilmelidir. Son yirmi yılda Çin, Afrika kıtasında en büyük dış finansör, altyapı sağlayıcısı ve siyasi partner haline gelmiştir (Bräutigam, 2020; FOCAC, 2021).

Bu süreçte altyapı yatırımları ile kıtada ulaşım, enerji ve haberleşme alanlarında ciddi ilerlemeler sağlanmıştır. Eğitim, sağlık ve medya alanlarında yumuşak güç politikaları ile kültürel etkileşim artırılmıştır. Askerî üs, barışı koruma görevleri ve silah ihracatı ile güvenlik iş birliği derinleştirilmiştir. Ancak bu genişlemenin eşlikçisi olarak borç sürdürülebilirliği, şeffaflık eksikliği, yerel katılımın sınırlılığı gibi eleştiriler de artmıştır. Çin’in “kazan-kazan” retoriği çoğu zaman projelerin kalkınma faydası üzerinden meşrulaştırılsa da, yerel düzeyde bu iş birliklerinin etkileri oldukça farklılaşmaktadır.

7.2. Afrika İçin Öneriler

Afrika ülkeleri, Çin ile ilişkilerini sürdürürken aşağıdaki stratejileri benimsemelidir. Çin ile iş birliğini sürdürürken AB, ABD, Hindistan ve Körfez ülkeleri gibi diğer aktörlerle de dengeli ilişkiler kurulmalıdır. Çinli firmalarla yapılan anlaşmalar kamuoyuna açıklanmalı, denetim mekanizmaları güçlendirilmelidir. Çin projelerinde yerli iş gücü, malzeme ve hizmet kullanımı zorunlu hale getirilmelidir. Her yatırımın sadece ekonomik değil, sosyal ve çevresel etkileri de göz önünde bulundurularak karar verilmelidir.

7.3. Çin İçin Öneriler

Çin de Afrika’daki uzun vadeli güvenilirliğini korumak için bazı reformlara gitmelidir. Kredilerin şartları açıkça paylaşılmalı; gerektiğinde borç iptali ya da yapılandırması esnek şekilde uygulanmalıdır. Projeler yerel halkla istişare edilerek planlanmalı, halkın rızası gözetilmelidir. Projelerde çevresel etki değerlendirme raporları zorunlu hale getirilmelidir. Konfüçyus Enstitüleri, medya iş birlikleri ve burs programlarında Afrika kültürleriyle çift yönlü etkileşim artırılmalıdır.

7.4. Son Söz

Çin’in Afrika’daki kalkınma stratejisi, 21. yüzyıl uluslararası ilişkilerinde “Güney-Güney iş birliğinin” sembolü haline gelmiştir. Ancak bu iş birliğinin uzun vadeli ve sürdürülebilir olması, sadece finansal değil, etik, sosyal ve çevresel açıdan da adil bir zemine dayanmasına bağlıdır. Ne koşulsuz savunulacak bir “kurtarıcı”, ne de toptan suçlanacak bir “yeni emperyalist” olarak değil; Çin’i Afrika ile dönüşen çok aktörlü ve çok katmanlı bir kalkınma ortağı olarak analiz etmek en sağlıklı yaklaşım olacaktır. 

Kaynakça

Alden, C. (2007). China in Africa. London: Zed Books.

Alden, C., & Wu, Y. S. (2019). South–South cooperation and the rise of the Global South. Third World Quarterly, 40(6), 1103–1122.

Alves, A. C. (2013). China's economic statecraft and African mineral resources: Changing modes of engagement. Journal of Contemporary African Studies, 31(1), 7–22.

Bräutigam, D. (2011). The dragon’s gift: The real story of China in Africa. Oxford University Press.

Bräutigam, D. (2020). A critical look at Chinese ‘debt-trap diplomacy’: The rise of a meme. Area Development and Policy, 5(1), 1–14.

Corkin, L. (2013). Uncovering African agency: Angola's management of China's credit lines. Routledge.

Erickson, A. S., & Strange, A. M. (2016). China’s Blue Soft Power: Antipiracy, Engagement, and Image Enhancement. Naval War College Review, 69(1), 1–26.

FOCAC. (2021). China-Africa Cooperation Vision 2035. Forum on China-Africa Cooperation. Retrieved from https://www.focac.org

FOCAC. (2022). China-Africa education cooperation updates. Retrieved from https://www.focac.org/education

Gu, J. (2009). China's private enterprises in Africa and the implications for African development. European Journal of Development Research, 21(4), 570–587.

Hanban. (2023). Confucius Institutes annual report. Retrieved from http://english.hanban.org

International Energy Agency. (2020). Renewable Energy in Africa: Deployment and Opportunities. Retrieved from https://www.iea.org

Kurlantzick, J. (2007). Charm offensive: How China's soft power is transforming the world. Yale University Press.

Lanteigne, M. (2021). Chinese foreign policy: An introduction (4th ed.). Routledge.

 

McKinsey & Company. (2017). Dance of the lions and dragons: How are Africa and China engaging, and how will the partnership evolve? Retrieved from https://www.mckinsey.com

Nye, J. S. (2004). Soft power: The means to success in world politics. Public Affairs.

Parker, S., & Chefitz, G. (2018). Debtbook diplomacy. Belfer Center for Science and International Affairs. Harvard Kennedy School. Retrieved from https://www.belfercenter.org

SAIS China-Africa Research Initiative. (2022). Chinese loans to Africa database. Johns Hopkins University. Retrieved from https://chinaafricaloandata.org

Shambaugh, D. (2015). China’s soft-power push: The search for respect. Foreign Affairs, 94(4), 99–107.

SIPRI. (2023). Arms transfers database. Stockholm International Peace Research Institute. Retrieved from https://www.sipri.org

Sun, Y. (2014). Africa in China's foreign policy. Brookings Institution. Retrieved from https://www.brookings.edu

UN DPKO. (2022). UN Peacekeeping Troop Contributors. United Nations Department of Peacekeeping Operations. Retrieved from https://peacekeeping.un.org

World Bank. (2021). International debt statistics: Africa. Retrieved from https://data.worldbank.org

Xinhua. (2022). China writes off part of African debt amid COVID-19. Xinhua News Agency. Retrieved from https://www.xinhuanet.com

Hiç yorum yok: